Ev almayı ya da satmayı düşünenler bu haberi dikkatli okusun. İşte sır gibi Kamuoyundan saklanan rapor...
Büyük bir emlak şirketinin franchise ofisleri için hazırlattığı rapor sektörle ilgili çarpıcı öngörülerde bulunuyor. Sır gibi gizlenen raporda, emlakçılara evlerini bir an önce ellerinden çıkarmaları öneriliyor. Artan faiz oranlarının, ekonomideki sıkıntıların, gayrimenkul yatırımlarının önünü keseceği vurgulanıyor. Fiyatlardaki düşüşün de devam edeceğinin altı çiziliyor. Ancak araştırmada altı çizilen en temel nokta bunlarla sınırlı değil.
Habertürk'te yer alan haberde, raporun en çarpıcı yanı satıcıların profilindeki değişim için yaptığı analiz. İhtiyaçtan dolayı gayrimenkul satanların sayısının hızla arttığı belirtiliyor. Bu artışın da yıl sonuna kadar katlanarak artması bekleniyor. Satıcı profilindeki bu değişim gerekçesi olarak ise, Türkiye’de uzun süredir hissedilen finansal darboğazın artık dayanılmaz noktaya gelmesi gösteriliyor.
İşte bu gelişmeler emlakta yeni bir dönem anlamına geliyor. Alıcı yaklaşık 4 yıl aradan sonra tekrar kral oluyor. Her ne kadar bazı lüks konut projeleri daha temeli atılmadan satılsa da, orta ve alt gelir grubuna yönelik projelerde büyük sıkıntılar yaşanacağı öngörülüyor.
“BORÇLULARIN SATMAKTAN BAŞKA ŞANSI KALMADI” Tapu kayıtlarına göre, 2003- 2007 yılları arasında günde ortalama 2 bin ev satıldı. Gayrimenkule yatırılan para miktarı yüzde 170 artarken, yılda 20 milyar YTL’ye yakın konut kredisi alındığı dönemler oldu. Ancak siyasi istikrarsızlık, enflasyondaki artış, paralelinde inşaat maliyetlerinin hızla artması ve yine faiz oranlarındaki yukarıya çıkış bir anda ekonomik dengeleri değiştirdi. Uzun süredir devam eden bu kriz neticesinde reel sektör, neredeyse paranın yüzünü unuttu ve bunun yerini uzun vadeli çekler aldı. Tabi karşılıksız çekler, hatta çek kanunundaki boşlukları değerlendirilerek yapılan dolandırıcılıklarda patlama yaşanmaya başladı. Neticede gayrimenkul sektörü bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18 daraldı. Konunun uzmanları da Türkiye’deki bu yeni döneme dikkat çekiyor. Ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin’e göre piyasadaki nakit sıkıntısı artık dayanılmaz boyutlara ulaştı. Kendisinin de ihtiyaçtan dolayı gayrimenkul satışlarının artmasına şahit olduğunu vurgulayan Alkin, “İşyeri sahipleri borçlarını çevirebilmek ve firmalarının faaliyetlerini devam ettirebilmek için gayrimenkul satışlarına yöneldiği doğru. Çünkü yapılacak başka bir şey kalmadı. Zaten bankalara kredi borçları olduğundan yeni kredi alma durumları yok. Faizlerin artması da buna tuz biber oldu. İşyeri sahibi biliyor ki ‘her koyun kendi bacağından asılır’ bu nedenle borçlarını kapamak ve hayatta kalmak için elde avuçta olanı satmaya yöneliyor. İyi bir sürece girmiyoruz. Özellikle önümüzdeki dönemi de düşünürsek, bu gerçekle daha net bir şekilde yüz yüze geleceğimiz kesin” şeklinde konuşuyor.EN FAZLA İHTİYAÇTAN SATIŞ BAHÇEŞEHİR’DE Emlak sektörünün önde gelen firmaları da bu süreci doğruluyor. Century 21 Maslak Şubesi Genel Müdürü İsmail Geçim’e göre kesinlikle alıcının kral olduğu bir döneme girildi. Fiyatlar ciddi oranlarda aşağı düştü ve bu düşüş daha da sürecek. İhtiyaçtan dolayı gayrimenkul satışlarının da arttığını anlatan Geçim, şunları söylüyor: “Satıcı ve alıcı profili değişiyor. Artık alıcı merkezli bir pazara geçiyoruz. Bu süreçte gayrimenkul satıcılarının da bu duruma kendilerini hazırlamaları gerekiyor” ‘FİYAT DÜŞÜŞÜ GEÇİCİ OLACAK’ DİYEN DE VAR Öte yandan, emlak fiyatlarındaki düşüşün geçici olduğunu savunanlar da var. Özellikle inşaat maliyetlerindeki hızlı yükseliş nedeni ile 2009’da fiyatların tekrar yukarı çıkacağını savunan Reha Medin Emlak Hizmetleri Genel Müdürü Nabi Cücük, ev alacakların bu dönemi iyi değerlendirmesini öneriyor. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar da, konut piyasasındaki durgunluğun krizle sonuçlanmayacağını düşünüyor. Bayraktar lüks konut satışında düşüş olsa da alt gelire hitap eden konutlara ilginin artacağını, yaşanan durumun sadece bir erteleme olduğunu belirtiyor.Kaynak: Mynet Emlak
“BORÇLULARIN SATMAKTAN BAŞKA ŞANSI KALMADI”
Tapu kayıtlarına göre, 2003- 2007 yılları arasında günde ortalama 2 bin ev satıldı. Gayrimenkule yatırılan para miktarı yüzde 170 artarken, yılda 20 milyar YTL’ye yakın konut kredisi alındığı dönemler oldu. Ancak siyasi istikrarsızlık, enflasyondaki artış, paralelinde inşaat maliyetlerinin hızla artması ve yine faiz oranlarındaki yukarıya çıkış bir anda ekonomik dengeleri değiştirdi.
Uzun süredir devam eden bu kriz neticesinde reel sektör, neredeyse paranın yüzünü unuttu ve bunun yerini uzun vadeli çekler aldı. Tabi karşılıksız çekler, hatta çek kanunundaki boşlukları değerlendirilerek yapılan dolandırıcılıklarda patlama yaşanmaya başladı. Neticede gayrimenkul sektörü bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18 daraldı. Konunun uzmanları da Türkiye’deki bu yeni döneme dikkat çekiyor.
Ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin’e göre piyasadaki nakit sıkıntısı artık dayanılmaz boyutlara ulaştı. Kendisinin de ihtiyaçtan dolayı gayrimenkul satışlarının artmasına şahit olduğunu vurgulayan Alkin, “İşyeri sahipleri borçlarını çevirebilmek ve firmalarının faaliyetlerini devam ettirebilmek için gayrimenkul satışlarına yöneldiği doğru. Çünkü yapılacak başka bir şey kalmadı. Zaten bankalara kredi borçları olduğundan yeni kredi alma durumları yok. Faizlerin artması da buna tuz biber oldu. İşyeri sahibi biliyor ki ‘her koyun kendi bacağından asılır’ bu nedenle borçlarını kapamak ve hayatta kalmak için elde avuçta olanı satmaya yöneliyor. İyi bir sürece girmiyoruz. Özellikle önümüzdeki dönemi de düşünürsek, bu gerçekle daha net bir şekilde yüz yüze geleceğimiz kesin” şeklinde konuşuyor.EN FAZLA İHTİYAÇTAN SATIŞ BAHÇEŞEHİR’DE Emlak sektörünün önde gelen firmaları da bu süreci doğruluyor. Century 21 Maslak Şubesi Genel Müdürü İsmail Geçim’e göre kesinlikle alıcının kral olduğu bir döneme girildi. Fiyatlar ciddi oranlarda aşağı düştü ve bu düşüş daha da sürecek. İhtiyaçtan dolayı gayrimenkul satışlarının da arttığını anlatan Geçim, şunları söylüyor: “Satıcı ve alıcı profili değişiyor. Artık alıcı merkezli bir pazara geçiyoruz. Bu süreçte gayrimenkul satıcılarının da bu duruma kendilerini hazırlamaları gerekiyor” ‘FİYAT DÜŞÜŞÜ GEÇİCİ OLACAK’ DİYEN DE VAR Öte yandan, emlak fiyatlarındaki düşüşün geçici olduğunu savunanlar da var. Özellikle inşaat maliyetlerindeki hızlı yükseliş nedeni ile 2009’da fiyatların tekrar yukarı çıkacağını savunan Reha Medin Emlak Hizmetleri Genel Müdürü Nabi Cücük, ev alacakların bu dönemi iyi değerlendirmesini öneriyor. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar da, konut piyasasındaki durgunluğun krizle sonuçlanmayacağını düşünüyor. Bayraktar lüks konut satışında düşüş olsa da alt gelire hitap eden konutlara ilginin artacağını, yaşanan durumun sadece bir erteleme olduğunu belirtiyor.Kaynak: Mynet Emlak
Ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin’e göre piyasadaki nakit sıkıntısı artık dayanılmaz boyutlara ulaştı. Kendisinin de ihtiyaçtan dolayı gayrimenkul satışlarının artmasına şahit olduğunu vurgulayan Alkin, “İşyeri sahipleri borçlarını çevirebilmek ve firmalarının faaliyetlerini devam ettirebilmek için gayrimenkul satışlarına yöneldiği doğru. Çünkü yapılacak başka bir şey kalmadı. Zaten bankalara kredi borçları olduğundan yeni kredi alma durumları yok.
Faizlerin artması da buna tuz biber oldu. İşyeri sahibi biliyor ki ‘her koyun kendi bacağından asılır’ bu nedenle borçlarını kapamak ve hayatta kalmak için elde avuçta olanı satmaya yöneliyor. İyi bir sürece girmiyoruz. Özellikle önümüzdeki dönemi de düşünürsek, bu gerçekle daha net bir şekilde yüz yüze geleceğimiz kesin” şeklinde konuşuyor.
EN FAZLA İHTİYAÇTAN SATIŞ BAHÇEŞEHİR’DE Emlak sektörünün önde gelen firmaları da bu süreci doğruluyor. Century 21 Maslak Şubesi Genel Müdürü İsmail Geçim’e göre kesinlikle alıcının kral olduğu bir döneme girildi. Fiyatlar ciddi oranlarda aşağı düştü ve bu düşüş daha da sürecek. İhtiyaçtan dolayı gayrimenkul satışlarının da arttığını anlatan Geçim, şunları söylüyor: “Satıcı ve alıcı profili değişiyor. Artık alıcı merkezli bir pazara geçiyoruz. Bu süreçte gayrimenkul satıcılarının da bu duruma kendilerini hazırlamaları gerekiyor” ‘FİYAT DÜŞÜŞÜ GEÇİCİ OLACAK’ DİYEN DE VAR Öte yandan, emlak fiyatlarındaki düşüşün geçici olduğunu savunanlar da var. Özellikle inşaat maliyetlerindeki hızlı yükseliş nedeni ile 2009’da fiyatların tekrar yukarı çıkacağını savunan Reha Medin Emlak Hizmetleri Genel Müdürü Nabi Cücük, ev alacakların bu dönemi iyi değerlendirmesini öneriyor. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar da, konut piyasasındaki durgunluğun krizle sonuçlanmayacağını düşünüyor. Bayraktar lüks konut satışında düşüş olsa da alt gelire hitap eden konutlara ilginin artacağını, yaşanan durumun sadece bir erteleme olduğunu belirtiyor.Kaynak: Mynet Emlak
EN FAZLA İHTİYAÇTAN SATIŞ BAHÇEŞEHİR’DE
Emlak sektörünün önde gelen firmaları da bu süreci doğruluyor. Century 21 Maslak Şubesi Genel Müdürü İsmail Geçim’e göre kesinlikle alıcının kral olduğu bir döneme girildi. Fiyatlar ciddi oranlarda aşağı düştü ve bu düşüş daha da sürecek.
İhtiyaçtan dolayı gayrimenkul satışlarının da arttığını anlatan Geçim, şunları söylüyor: “Satıcı ve alıcı profili değişiyor. Artık alıcı merkezli bir pazara geçiyoruz. Bu süreçte gayrimenkul satıcılarının da bu duruma kendilerini hazırlamaları gerekiyor”
‘FİYAT DÜŞÜŞÜ GEÇİCİ OLACAK’ DİYEN DE VAR
Öte yandan, emlak fiyatlarındaki düşüşün geçici olduğunu savunanlar da var. Özellikle inşaat maliyetlerindeki hızlı yükseliş nedeni ile 2009’da fiyatların tekrar yukarı çıkacağını savunan Reha Medin Emlak Hizmetleri Genel Müdürü Nabi Cücük, ev alacakların bu dönemi iyi değerlendirmesini öneriyor.
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar da, konut piyasasındaki durgunluğun krizle sonuçlanmayacağını düşünüyor. Bayraktar lüks konut satışında düşüş olsa da alt gelire hitap eden konutlara ilginin artacağını, yaşanan durumun sadece bir erteleme olduğunu belirtiyor.
Kaynak: Mynet Emlak
Dünya'nın en etkin deprem kuşaklarından birinde yer alan Türkiye'de deprem sigortasına yönelik bilinç istenilen düzeye ulaşmasa da gelişme gösteriyor. 17 Ağustos depreminin ardından kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) ile yürürlüğe giren Zorunlu Deprem Sigortası'nın (ZDS) 2008 Ocak sonu itibariyle 2.7 milyon adet poliçe sayısına ulaşması da bunun bir göstergesi. DASK'ın önümüzdeki 5 yılda hedef1i ise yüzde 130 büyüyerek 5 milyon adet poliçeye ulaşmak. DASK Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar ve Kurum İdarecisi Eureko Sigorta'nın Genel Müdürü Okan Utkueri ile Zorunlu Deprem Sigortası'nda gelinen nokta ve DASK'ın gelişimine yönelik önümüzdeki dönem projelerini konuştuk. DASK'ın gösterdiği gelişim hakkında bilgi verir misiniz? İdris Serdar: ZDS 17 Ağustos Marmara depreminden sonra devlet tarafından kuruldu. 27 Eylül 2000 tarihinden itibaren ise hayata geçirilen bir uygulama oldu. Kapsamdaki bütün konutları ödenebilir bir prim karşılığında depreme karşı sigorta güvencesi altına almak amacıyla kurulan DASK, 2000 yılından bu yana ZDS ve tazminat ödemeleri ile ilgili işlemleri başarı ile yürütüyor. DASK bugün uluslararası platformda benzer risklerin yönetiminde dünya ülkelerine örnek gösterilen bir sistem oldu. Okan Utkueri: Bu sistemin iyi bir şekilde işlediğinin en önemli göstergelerinden biri DASK'ın bugüne kadar 195 depremde yüzde 97'si kısmi hasarlar olmak üzere yaklaşık 10 bin konuta yaptığı 19 milyon YTL'lik hasar ödemesidir. Yıllar itibariyle poliçe sayısı nereye ulaştı. Hedefiniz nedir? İdris Serdar : Türkiye yaklaşık 13 milyon konut olduğu düşünüldüğünde 2008 Ocak ayı itibariyle ZDS 2.7 milyon adet poliçeye ulaştı. 1997 yılında konut deprem sigortalarında ulaşılan en yüksek poliçe adedi 600 bin civarlarında iken 1999 öncesinde konutların deprem sigortaları genel olarak yangın ve mühendislik sigortalarına ek olarak veriliyordu. DASK 2008'den itibaren hedef büyütüyor. Amacımız 2008 yılı itibariyle 3.4 milyon, 5 yılda ise yüzde 130 büyüyerek 5 milyon adet ZDS poliçesine ulaşmak. Türkiye genelinde poliçe dağılımı hakkında bilgi verir misiniz? Marmara bölgesinde 1 milyon 198 bin adet poliçe ile yüzde 44.5 oranla birinci sırada yer alıyor. İç Anadolu 509 bin 177 adet poliçe ile yüzde 19, Ege 460 bin 12 adet poliçe ile yüzde 17, Akdeniz 219 bin 620 poliçe ile yüzde 8 ,Doğu Anadolu 71 bin 502 adet poliçe ile yüzde 3, Güney Doğu Anadolu 66 bin 608 adet poliçe ile yüzde 2.5, Karadeniz ise 166 bin 263 poliçe ile yüzde 6 paya sahip. Penetrasyon oranı (sigortalılık oranı) en yüksek ve düşük hangi bölge ve iller hangileri? Sigortalılık oranlarına bölge olarak baktığımızda yine en yüksek yüzde 28.9 ile Marmara, en düşük yüzde 8.9 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğunu görüyoruz. İller bazında ise en yüksek oran yüzde 43.5 ile Bolu, onu yüzde 38.4 ile Muğla ve Yalova, yüzde 38.2 ile Düzce ve yüzde 35.9 ile Ankara geliyor. En düşük iller ise yüzde 1.9 ile Şırnak, yüzde 3.7 Muş, yüzde 4.9 ile Mardin, yüzde 5.3 ile Iğdır ve yüzde 5.7 ile Ağrı sırılanıyor. SİGORTA BİLİNCİNDE İŞBİRLİĞİ ÖNEMLİ Türkiye'de deprem sigortasına yönelik bilinç gelişti mi? Okan Utkueri: Halen istenilen düzeyde değil. Depremin yaşandığı bölgelerde Zorunlu Deprem Sigortası yaptırma oranlarında artış yaşansa da, depremin üzerinden zaman geçtikçe bu konuda ki duyarlılık da azalıyor. İdris Serdar: Zorunlu deprem sigortasına sahip konut sayısı 2.7 milyona ulaştı. Ancak, bu seviye, ülkemiz için yeterli değildir. Deprem ülkesi olan Türkiye'de ZDS poliçesine sahip olmak bir sosyal sorumluluk görevi olarak algılanmalı. Acenteler, sigorta şirketleri, bankalar, eğitim kurumları, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliği içerisinde olması büyük önem taşıyor. ZDS'nin tüketiciye maliyeti nedir? İdris Serdar : ZDS'nın primleri, kár amacı güdülmeden konut sahiplerinin maksimum teminatı almaları için ödenebilir olarak devlet tarafından belirleniyor. ZDS'de en riskli bölgedeki 100 metrekarelik betonarme bir konutun sigortası için azami yıllık prim bedeli 118 YTL'dir. Yani günlük olarak 32 kuruş. Bu da ev sahipleri için ödenebilir bir rakamdır. Zorunlu Deprem Sigortası olan konut sahiplerine ise DASK azami 120 bin YTL teminat veriyor. Önümüzdeki dönemde DASK'ın gelişimine yönelik ne gibi projeleriniz var? İdris Serdar : DASK olarak önümüzdeki dönemde hedefimiz İstanbul'un yanı sıra tüm Anadolu'da acenteler, sigorta şirketleri, eğitim kurumları ve kamu kurumlarıyla farklı bilinçlendirme çalışmalarını hayata geçirmek. Şu anda tüm sosyal paydaşlar nezdinde geniş çaplı bir algı araştırması yürütmekteyiz ve bu araştırmadan çıkacak sonuçları değerlendirerek yeni iletişim faaliyetlerimizi hayata geçireceğiz. Okan Utukeri: Şu anda 25 yetkili sigorta şirketi ve bu şirketlerin yaklaşık 14 bin acentesi DASK nam ve hesabına zorunlu deprem sigortası düzenliyor. Bu acenteler gerçek zamanlı olarak online poliçe kesebiliyor. İleri teknoloji uygulamaları kapsamında 2008 yılında yeni bir operasyonel sistemi uygulamaya alıyoruz. Ayrıca Tapu ve Kadastro bilgi sistemi (TAKBİS) ile entegrasyonun sağlanması yönünde önemli çalışmaları hayata geçireceğiz..
Dünya'nın en etkin deprem kuşaklarından birinde yer alan Türkiye'de deprem sigortasına yönelik bilinç istenilen düzeye ulaşmasa da gelişme gösteriyor.
17 Ağustos depreminin ardından kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) ile yürürlüğe giren Zorunlu Deprem Sigortası'nın (ZDS) 2008 Ocak sonu itibariyle 2.7 milyon adet poliçe sayısına ulaşması da bunun bir göstergesi. DASK'ın önümüzdeki 5 yılda hedef1i ise yüzde 130 büyüyerek 5 milyon adet poliçeye ulaşmak. DASK Yönetim Kurulu Başkanı İdris Serdar ve Kurum İdarecisi Eureko Sigorta'nın Genel Müdürü Okan Utkueri ile Zorunlu Deprem Sigortası'nda gelinen nokta ve DASK'ın gelişimine yönelik önümüzdeki dönem projelerini konuştuk.
DASK'ın gösterdiği gelişim hakkında bilgi verir misiniz?
İdris Serdar: ZDS 17 Ağustos Marmara depreminden sonra devlet tarafından kuruldu. 27 Eylül 2000 tarihinden itibaren ise hayata geçirilen bir uygulama oldu. Kapsamdaki bütün konutları ödenebilir bir prim karşılığında depreme karşı sigorta güvencesi altına almak amacıyla kurulan DASK, 2000 yılından bu yana ZDS ve tazminat ödemeleri ile ilgili işlemleri başarı ile yürütüyor. DASK bugün uluslararası platformda benzer risklerin yönetiminde dünya ülkelerine örnek gösterilen bir sistem oldu.
Okan Utkueri: Bu sistemin iyi bir şekilde işlediğinin en önemli göstergelerinden biri DASK'ın bugüne kadar 195 depremde yüzde 97'si kısmi hasarlar olmak üzere yaklaşık 10 bin konuta yaptığı 19 milyon YTL'lik hasar ödemesidir.
Yıllar itibariyle poliçe sayısı nereye ulaştı. Hedefiniz nedir?
İdris Serdar : Türkiye yaklaşık 13 milyon konut olduğu düşünüldüğünde 2008 Ocak ayı itibariyle ZDS 2.7 milyon adet poliçeye ulaştı. 1997 yılında konut deprem sigortalarında ulaşılan en yüksek poliçe adedi 600 bin civarlarında iken 1999 öncesinde konutların deprem sigortaları genel olarak yangın ve mühendislik sigortalarına ek olarak veriliyordu. DASK 2008'den itibaren hedef büyütüyor. Amacımız 2008 yılı itibariyle 3.4 milyon, 5 yılda ise yüzde 130 büyüyerek 5 milyon adet ZDS poliçesine ulaşmak.
Türkiye genelinde poliçe dağılımı hakkında bilgi verir misiniz?
Marmara bölgesinde 1 milyon 198 bin adet poliçe ile yüzde 44.5 oranla birinci sırada yer alıyor. İç Anadolu 509 bin 177 adet poliçe ile yüzde 19, Ege 460 bin 12 adet poliçe ile yüzde 17, Akdeniz 219 bin 620 poliçe ile yüzde 8 ,Doğu Anadolu 71 bin 502 adet poliçe ile yüzde 3, Güney Doğu Anadolu 66 bin 608 adet poliçe ile yüzde 2.5, Karadeniz ise 166 bin 263 poliçe ile yüzde 6 paya sahip.
Penetrasyon oranı (sigortalılık oranı) en yüksek ve düşük hangi bölge ve iller hangileri?
Sigortalılık oranlarına bölge olarak baktığımızda yine en yüksek yüzde 28.9 ile Marmara, en düşük yüzde 8.9 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi olduğunu görüyoruz. İller bazında ise en yüksek oran yüzde 43.5 ile Bolu, onu yüzde 38.4 ile Muğla ve Yalova, yüzde 38.2 ile Düzce ve yüzde 35.9 ile Ankara geliyor. En düşük iller ise yüzde 1.9 ile Şırnak, yüzde 3.7 Muş, yüzde 4.9 ile Mardin, yüzde 5.3 ile Iğdır ve yüzde 5.7 ile Ağrı sırılanıyor.
SİGORTA BİLİNCİNDE İŞBİRLİĞİ ÖNEMLİ
Türkiye'de deprem sigortasına yönelik bilinç gelişti mi?
Okan Utkueri: Halen istenilen düzeyde değil. Depremin yaşandığı bölgelerde Zorunlu Deprem Sigortası yaptırma oranlarında artış yaşansa da, depremin üzerinden zaman geçtikçe bu konuda ki duyarlılık da azalıyor.
İdris Serdar: Zorunlu deprem sigortasına sahip konut sayısı 2.7 milyona ulaştı. Ancak, bu seviye, ülkemiz için yeterli değildir. Deprem ülkesi olan Türkiye'de ZDS poliçesine sahip olmak bir sosyal sorumluluk görevi olarak algılanmalı. Acenteler, sigorta şirketleri, bankalar, eğitim kurumları, kamu kurumları ve yerel yönetimlerin işbirliği içerisinde olması büyük önem taşıyor.
ZDS'nin tüketiciye maliyeti nedir?
İdris Serdar : ZDS'nın primleri, kár amacı güdülmeden konut sahiplerinin maksimum teminatı almaları için ödenebilir olarak devlet tarafından belirleniyor. ZDS'de en riskli bölgedeki 100 metrekarelik betonarme bir konutun sigortası için azami yıllık prim bedeli 118 YTL'dir. Yani günlük olarak 32 kuruş. Bu da ev sahipleri için ödenebilir bir rakamdır. Zorunlu Deprem Sigortası olan konut sahiplerine ise DASK azami 120 bin YTL teminat veriyor.
Önümüzdeki dönemde DASK'ın gelişimine yönelik ne gibi projeleriniz var?
İdris Serdar : DASK olarak önümüzdeki dönemde hedefimiz İstanbul'un yanı sıra tüm Anadolu'da acenteler, sigorta şirketleri, eğitim kurumları ve kamu kurumlarıyla farklı bilinçlendirme çalışmalarını hayata geçirmek. Şu anda tüm sosyal paydaşlar nezdinde geniş çaplı bir algı araştırması yürütmekteyiz ve bu araştırmadan çıkacak sonuçları değerlendirerek yeni iletişim faaliyetlerimizi hayata geçireceğiz.
Okan Utukeri: Şu anda 25 yetkili sigorta şirketi ve bu şirketlerin yaklaşık 14 bin acentesi DASK nam ve hesabına zorunlu deprem sigortası düzenliyor. Bu acenteler gerçek zamanlı olarak online poliçe kesebiliyor. İleri teknoloji uygulamaları kapsamında 2008 yılında yeni bir operasyonel sistemi uygulamaya alıyoruz. Ayrıca Tapu ve Kadastro bilgi sistemi (TAKBİS) ile entegrasyonun sağlanması yönünde önemli çalışmaları hayata geçireceğiz..
Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, konut sigortası primi konusunda yanlış bir algının olduğuna işaret ederek, "Anadolu Sigorta olarak pahalı ya da ucuz poliçeyi değil, doğru fiyatlandırılmış poliçeyi müşterilerimizin ilgisine sunuyoruz" dedi. 2008 yılının ikinci çeyreğinde, konut sigortasında iddialı bir çıkış hedefleyen Anadolu Sigorta, sigorta yaptırmaya yönelik toplumsal bilinci artırmak için yeni bir girişim başlatıyor. Her yıl yaklaşık yüzde 10-15 oranında büyüyen sigortacılık sektöründe sorumluluklarının bilincinde olduklarını aktaran Anadolu Sigorta Genel Müdürü Su, "Sadece kendi müşterilerimizi değil, tüm ülkemizi sigortanın önemi konusunda bilinçlendirmek istiyoruz. Su baskını, yangın ya da hırsızlık gibi en beklenmedik anlarda başımıza gelen ve maalesef artık hepimizin hayatının parçası olan olumsuzluklar karşısında alınabilecek çok küçük önlemlerin, ne kadar büyük geri dönüşler sağlayabileceği konusunda halen çok ciddi bir bilgi boşluğu var" dedi. Sigortacılığın kurumlar adına değerlendirildiğinde 'riski doğru hesaplamak'tan ibaret olduğunu kaydeden Su, "Tam da bu nedenle Anadolu Sigorta olarak pahalı ya da ucuz poliçeyi değil, doğru fiyatlandırılmış poliçeyi müşterilerimizin ilgisine sunuyoruz. Türkiye'nin dört bir yanındaki acentelerimizin bizlere aktardığı deneyimlerinden de konut sigortasının primi konusunda vatandaşlarda yanlış bir algının olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu. Sigortalıların aldıkları hizmetin detaylarını iyi öğrenmelerinin gerekliliğinden bahseden Mustafa Su, sözlerine şu şekilde devam etti: "Poliçelerin ihtiyaçlara uygun bir şekilde düzenlenmesi ve sigortalının poliçenin içeriğini iyi bilmesi çok önemli. Nisan ayı içinde, reklam filmlerimiz de bu fikirden hareketle hazırlandı. Anadolu Sigorta olarak, on binlerce kişinin kendi başına gelebileceğini düşünmediği tüm olumsuzluklar için, 'kaybetmek yok' diyoruz."
Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, konut sigortası primi konusunda yanlış bir algının olduğuna işaret ederek, "Anadolu Sigorta olarak pahalı ya da ucuz poliçeyi değil, doğru fiyatlandırılmış poliçeyi müşterilerimizin ilgisine sunuyoruz" dedi.
2008 yılının ikinci çeyreğinde, konut sigortasında iddialı bir çıkış hedefleyen Anadolu Sigorta, sigorta yaptırmaya yönelik toplumsal bilinci artırmak için yeni bir girişim başlatıyor. Her yıl yaklaşık yüzde 10-15 oranında büyüyen sigortacılık sektöründe sorumluluklarının bilincinde olduklarını aktaran Anadolu Sigorta Genel Müdürü Su, "Sadece kendi müşterilerimizi değil, tüm ülkemizi sigortanın önemi konusunda bilinçlendirmek istiyoruz.
Su baskını, yangın ya da hırsızlık gibi en beklenmedik anlarda başımıza gelen ve maalesef artık hepimizin hayatının parçası olan olumsuzluklar karşısında alınabilecek çok küçük önlemlerin, ne kadar büyük geri dönüşler sağlayabileceği konusunda halen çok ciddi bir bilgi boşluğu var" dedi.
Sigortacılığın kurumlar adına değerlendirildiğinde 'riski doğru hesaplamak'tan ibaret olduğunu kaydeden Su, "Tam da bu nedenle Anadolu Sigorta olarak pahalı ya da ucuz poliçeyi değil, doğru fiyatlandırılmış poliçeyi müşterilerimizin ilgisine sunuyoruz. Türkiye'nin dört bir yanındaki acentelerimizin bizlere aktardığı deneyimlerinden de konut sigortasının primi konusunda vatandaşlarda yanlış bir algının olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu.
Sigortalıların aldıkları hizmetin detaylarını iyi öğrenmelerinin gerekliliğinden bahseden Mustafa Su, sözlerine şu şekilde devam etti: "Poliçelerin ihtiyaçlara uygun bir şekilde düzenlenmesi ve sigortalının poliçenin içeriğini iyi bilmesi çok önemli. Nisan ayı içinde, reklam filmlerimiz de bu fikirden hareketle hazırlandı. Anadolu Sigorta olarak, on binlerce kişinin kendi başına gelebileceğini düşünmediği tüm olumsuzluklar için, 'kaybetmek yok' diyoruz."
'Oğlum geldi evimden çık' dönemi sona eriyor. Zamlar sınırlı olacak... Meclis Adalet Komisyonu tarafından oluşturulan alt komisyon, kiracı-ev sahibi ilişkilerini yeniden belirleyen düzenlemeleri kabul etti. Bu yasama yılı sonuna kadar çıkartılması planlanan tasarının benimsenen maddeleri şu yenilikleri getiriyor: ÇATI AKARSA İNDİRİM - Kira artışları bir önceki yılki üretici fiyat endeksi (ÜFE) artışını geçemeyecek. Sözleşmeye ÜFE'den yüksek bir oran yazılamayacak. - Dövizle kiralanan evlerde, ev sahipleri 5 yıl geçmeden zam isteyemeyecek. - Eğer evin çatısı akar, su veya elektrik tesisatı bozulursa, kiracı ev sahibinden onarım yapılmasını veya kirada indirim yapılmasını isteyebilecek. - Ev sahipleri, 'oğlum gelecek' diyerek kiracıyı evden çıkaramayacak. Böyle bahanelerle boşaltılan daireler, haklı sebep olmaksızın 3 yıl süreyle eski kiracıdan başkasına kiralanamayacak. - Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa kiralar peşin değil ayın sonunda ödenecek.
'Oğlum geldi evimden çık' dönemi sona eriyor. Zamlar sınırlı olacak...
Meclis Adalet Komisyonu tarafından oluşturulan alt komisyon, kiracı-ev sahibi ilişkilerini yeniden belirleyen düzenlemeleri kabul etti. Bu yasama yılı sonuna kadar çıkartılması planlanan tasarının benimsenen maddeleri şu yenilikleri getiriyor:
ÇATI AKARSA İNDİRİM
- Kira artışları bir önceki yılki üretici fiyat endeksi (ÜFE) artışını geçemeyecek. Sözleşmeye ÜFE'den yüksek bir oran yazılamayacak.
- Dövizle kiralanan evlerde, ev sahipleri 5 yıl geçmeden zam isteyemeyecek.
- Eğer evin çatısı akar, su veya elektrik tesisatı bozulursa, kiracı ev sahibinden onarım yapılmasını veya kirada indirim yapılmasını isteyebilecek.
- Ev sahipleri, 'oğlum gelecek' diyerek kiracıyı evden çıkaramayacak. Böyle bahanelerle boşaltılan daireler, haklı sebep olmaksızın 3 yıl süreyle eski kiracıdan başkasına kiralanamayacak.
- Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa kiralar peşin değil ayın sonunda ödenecek.
2006 sonuna kadar TOKİ'den konut alanlar borcunu 21 Mayıs-20 Haziran tarihleri arasında kapatırsa, yüzde 25 indirim uygulanacak. Toplu Konut İdaresi (TOKİ), 2006 yılının sonuna kadar sattığı konut ve işyerlerinden kaynaklı alacakları için indirim kampanyası başlattı. Kampanyaya göre, borcunu 21 Mayıs-20 Haziran tarihleri arasında ödeyen vatandaşlara yüzde 25 indirim yapılacak. 75 bin kişiyi ilgilendiren uygulamadan yararlanabilmek için 21 Mayıs'tan itibaren konutların satışına aracılık eden bankaların şubelerine başvuru yapmak gerekiyor. Taksitlerinin bitimine 12 aydan az kalmış konut ve işyerlerinin alıcıları ise borçların erken kapatılmasına yönelik indirim uygulamasından yararlanamayacak. 3-6 AY VADE SEÇENEĞİ VAR Borçlarını peşin kapatmak isteyenlere yüzde 25 indirim uygulanan kampanyada, 3-6 ay vadeli kapatma imkânı da sunuldu. Buna göre, borcunu 3 eşit taksitte kapatmak isteyenlere yüzde 23 ve 6 eşit taksitte kapatmak isteyenlere ise yüzde 21 indirim yapılacak. Borç kapatmak için 20 Haziran'dan sonra yapılacak başvurulara indirim uygulanmayacak. Borcunu erken kapatmak isteyenler, ilgili bankalardan kredi de kullanabilecek. Uygulamayla, konut ve işyeri alıcılarına, borçlarını daha düşük tutarda kapatma olanağı getirilirken, TOKİ de nakit kaynaklarını güçlendirmeyi amaçlıyor. TOKİ, 15 yıla varan vadelerle konut sattığı için, erken ödemede indirim uygulaması ile tahsilatı hızlandırmayı hedefliyor. Kampanya ile ilgili açıklama yapan TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, toplu parası olan vatandaşın, bankaya parasını koyarak faizi ile konut taksidi ödediğini belirterek, "Bu nedenle, peşin ödemeyi sağlamak için yüksek indirim yapmak zorundayız. Aksi halde vatandaş, parasını bankaya koyup, faiziyle taksitlerini ödemeyi sürdürür'' dedi. 'BANKALAR, ÖNERDİĞİMİZ FAİZİ KABUL ETMİYOR' Ayda ortalama 500 milyon YTL hakediş ödediklerini hatırlatan Bayraktar, "Kaynak bulmak için kredi alsam, Türkiye'de geçerli olan yüzde 16-17 faizi istiyorlar. Kaynak bulmak için teklif ettiğimiz faizi, şartları, bankalar, yatırımcılar kabul etmedi. Kimse yatırıma girmek istemiyor. Biz de bankalar kazanacağına vatandaş kazansın diye bu kadar büyük indirim yaptık'' dedi. 'KAYNAK SIKINTIMIZ VAR, ŞARTLARI ESNETİYORUZ' TOKİ kaynaklarının büyük bölümünün lüks projelerden sağlandığını, piyasadaki durgunluk nedeniyle bu konutların satışında yavaşlama olduğunu bildiren Bayraktar, müteahhit hakedişlerinde sorun yaşanmaması için şartları esnettiklerini kaydetti. Bayraktar, konut ve işyeri satışları nedeniyle vatandaştan 2.4 milyar YTL vadeli alacaklarının olduğunu belirterek, indirim uygulamasıyla 1- 1.5 milyar YTL'nin geri gelmesi halinde, kaynak sıkıntısının önemli ölçüde azalacağını söyledi.
2006 sonuna kadar TOKİ'den konut alanlar borcunu 21 Mayıs-20 Haziran tarihleri arasında kapatırsa, yüzde 25 indirim uygulanacak.
Toplu Konut İdaresi (TOKİ), 2006 yılının sonuna kadar sattığı konut ve işyerlerinden kaynaklı alacakları için indirim kampanyası başlattı. Kampanyaya göre, borcunu 21 Mayıs-20 Haziran tarihleri arasında ödeyen vatandaşlara yüzde 25 indirim yapılacak.
75 bin kişiyi ilgilendiren uygulamadan yararlanabilmek için 21 Mayıs'tan itibaren konutların satışına aracılık eden bankaların şubelerine başvuru yapmak gerekiyor. Taksitlerinin bitimine 12 aydan az kalmış konut ve işyerlerinin alıcıları ise borçların erken kapatılmasına yönelik indirim uygulamasından yararlanamayacak.
3-6 AY VADE SEÇENEĞİ VAR
Borçlarını peşin kapatmak isteyenlere yüzde 25 indirim uygulanan kampanyada, 3-6 ay vadeli kapatma imkânı da sunuldu. Buna göre, borcunu 3 eşit taksitte kapatmak isteyenlere yüzde 23 ve 6 eşit taksitte kapatmak isteyenlere ise yüzde 21 indirim yapılacak. Borç kapatmak için 20 Haziran'dan sonra yapılacak başvurulara indirim uygulanmayacak.
Borcunu erken kapatmak isteyenler, ilgili bankalardan kredi de kullanabilecek. Uygulamayla, konut ve işyeri alıcılarına, borçlarını daha düşük tutarda kapatma olanağı getirilirken, TOKİ de nakit kaynaklarını güçlendirmeyi amaçlıyor. TOKİ, 15 yıla varan vadelerle konut sattığı için, erken ödemede indirim uygulaması ile tahsilatı hızlandırmayı hedefliyor. Kampanya ile ilgili açıklama yapan TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, toplu parası olan vatandaşın, bankaya parasını koyarak faizi ile konut taksidi ödediğini belirterek, "Bu nedenle, peşin ödemeyi sağlamak için yüksek indirim yapmak zorundayız. Aksi halde vatandaş, parasını bankaya koyup, faiziyle taksitlerini ödemeyi sürdürür'' dedi.
'BANKALAR, ÖNERDİĞİMİZ FAİZİ KABUL ETMİYOR'
Ayda ortalama 500 milyon YTL hakediş ödediklerini hatırlatan Bayraktar, "Kaynak bulmak için kredi alsam, Türkiye'de geçerli olan yüzde 16-17 faizi istiyorlar. Kaynak bulmak için teklif ettiğimiz faizi, şartları, bankalar, yatırımcılar kabul etmedi. Kimse yatırıma girmek istemiyor. Biz de bankalar kazanacağına vatandaş kazansın diye bu kadar büyük indirim yaptık'' dedi.
'KAYNAK SIKINTIMIZ VAR, ŞARTLARI ESNETİYORUZ'
TOKİ kaynaklarının büyük bölümünün lüks projelerden sağlandığını, piyasadaki durgunluk nedeniyle bu konutların satışında yavaşlama olduğunu bildiren Bayraktar, müteahhit hakedişlerinde sorun yaşanmaması için şartları esnettiklerini kaydetti. Bayraktar, konut ve işyeri satışları nedeniyle vatandaştan 2.4 milyar YTL vadeli alacaklarının olduğunu belirterek, indirim uygulamasıyla 1- 1.5 milyar YTL'nin geri gelmesi halinde, kaynak sıkıntısının önemli ölçüde azalacağını söyledi.
Ocak ayından bu yana yüzde 40 zamlanan demirin, maliyetteki yükseliş nedeniyle konut fiyatlarını da artırması gündemde..
İnşaat demirinde gözlenen fiyat artışı, yılbaşından bu yana yüzde 40'ı geçti. Kasım 2007'de 659 YTL seviyesinde seyreden demir fiyatı yılbaşında bin YTL barajını aştı ve martta da tavan yaptı. Demir-Çelik Üreticileri Birliği'nden alınan verilere göre, değişimi günlük olarak saptanan demirin mart ayında bin 59 YTL olarak belirlenen fiyatının bugünlerde bin 350 YTL'ye kadar yükseldiği öngörülüyor.
Öte yandan, Türkiye İstatistik Kurumu'nun mart ayı Üretici Fiyatı Endeksi'nde en çok fiyat artış de yüzde 22.09 ile demirde meydana gözleniyor. Demir-Çelik Üreticileri Birliği Genel Sekreteri Veysel Yayan, hurda fiyatlarının aynı dönemde, 400 dolardan 600 dolar seviyesine çıktığını, cevher fiyatlarında yüzde 70 artış yaşandığını ve döviz kurlarının da yüzde 15 arttığını belirterek, "Demir zammında tüm bu hususların da gözönünde bulundurulması gerek" diyor.
'MALİYET ARTIŞI FİYATA YANSIR'
İnşaatçılar Derneği Başkanı Yaşar Aşçıoğlu ise artan demir fiyatlarına tepki gösteriyor. Aşçıoğlu, bu maliyet artışının fiyatlara yansıyacağı görüşünü kaydediyor. Aşçıoğlu, "İnşaatta demirin payı yüzde 13. Dolayısıyla bu kesimde meydana gelen maliyet artışı aynı oranda fiyatlara yansıtılacak" diyor.
Bina inşaat maliyeti, ocak-şubat-mart ayını kapsayan yılın üç aylık dönemde, bir önceki döneme göre yüzde 9,67 artış gösterdi..
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2008 yılı birinci dönem bina inşaat maliyet endeksini yayımladı.
Buna göre, 2005=100 Temel Yıllı Bina İnşaatı Maliyet Endeksi, Ocak-Şubat-Mart aylarını kapsayan 2008 yılı birinci döneminde, toplamda bir önceki döneme kıyasla yüzde 9,67, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,45 ve dört dönem ortalamalara göre ise yüzde 7,07 artış gösterdi.
2008 yılı birinci döneminde, bir önceki döneme göre işçilik endeksi yüzde 4,93 ve malzeme endeksinde yüzde 11,09 arttı. Bir önceki yılın aynı dönemine göre de işçilik endeksinde yüzde 12,54 ve malzeme endeksinde yüzde 11,15 artış oldu.
2007 yılı birinci döneminde, toplamda bir önceki döneme göre yüzde 4,01, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17,89 ve dört dönem ortalamalara göre ise yüzde 18,58 artış gerçekleşmişti.
Kaynak:Mynet Emlak
‘Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nu kaldıran yasa tasarısı, her türlü bağış ve hediyeyi gelir kabul ederek Gelir Vergisi kapsamına aldı. Her tür hediye ve bağıştan alınan vergi, yeni düzenlemeyle yüzde 30 artacak. Tasarıda ‘örf ve adetlere göre verilen hediye, çeyiz, yüzgörümlüğü ve drahomalar' ise Gelir Vergisi'nin dışında tutuldu. Maliye Bakanlığı'nın hazırlayıp, önceki gün Meclis'e gönderdiği ve veraset vergisini kaldıran yasa tasarısı, gelir kabul ettiği başlık parası, çeyiz ve yüzgörümlüğünü gelir vergisinden muaf tuttu. Miras vergisini kaldıran tasarıda, gelir vergisi dilimlerine göre alınacak bağış ve intikallerin vergisi de yüzde 30 oranında artırılacak. Maliye Bakanlığı, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nu yürürlükten kaldıran tasarının gerekçesini “maliyeti yüksek, getirisi düşük bu vergiden vazgeçilmesi” olarak açıkladı. Böylece veraset vergisini olduğu gibi yürürlükten kaldıran Maliye Bakanlığı, intikal vergisini ise Gelir Vergisi kapsamına aldı. Ayrıca tasarıyla, mevcut intikal vergisi tarifesini ortadan kaldırarak, karşılıksız intikallerle sağlanan gelirin, Gelir Vergisi tarifesine göre vergilendirilmesini düzenledi. Her türlü intikalden alınacak vergiyi düzenlerken de, hangi intikallerin bu vergiden istisna olacağını sıraladı. Gelir Vergisi Kanunu'na ‘mükerrer 82. madde' olarak eklenen bu düzenlemeyle de çeyiz, başlık parası (drahoma), yüzgörümlüğü Gelir Vergisi Tasarısı'na girmiş oldu. % 30 FAZLA VERGİ VERİLECEK Yasayla çocuğuna ev hediye eden, sevgilisine cip alana getirilen vergiler Gelir Vergisi tarifesine göre alınacak. Mevcut intikal vergisi oranlarıyla Gelir Vergisi tarifesi arasında büyük fark olacağı için bağış ve intikallerin vergisinde basamak sistemi getirildi. Buna göre, mevcut sistemde karşılıksız intikallerde, ilk 150 bin YTL'ye kadar vergi oranı yüzde 10, sonraki 320 bin YTL için yüzde 15, sonraki 680 bin YTL için yüzde 20, sonraki 1 milyon 380 bin YTl için yüzde 25 ve 2 milyon 530 bin YTL için yüzde 30 olarak uygulanıyor. Tasarıda, bağış ve intikallerin vergilendirilmesinde gelir vergisi tarifesi uygulanacağı öngörüldü. Buna göre ise; 7.800 YTL'ye kadar yüzde 15, 19.800 YTL'nin 7.800 YTL'si için 1.170 YTL, fazlası için yüzde 20, 44.700 YTL'nin 19.800 YTL'si için 3.570 YTL, fazlası için yüzde 27, 44.700 YTL'den fazlasının 44.700 YTL'si için 10.293 YTL, fazlası için yüzde 35 vergi ödeniyor. Tasarıda, bağış ve intikallerin belli kısımları vergiye tabi tutuluyor. Vergisi yüzde 30 düzeyinde artıran kademelendirme şöyle: Bağış ya da intikalin 1 milyon YTL'ye kadar kısmının yüzde 50'si, 1 milyon YTL ile 5 milyon YTL arasının yüzde 60'ı, 5 milyon YTL üzerinin ise yüzde 70'ine gelir vergisi tarifesi uygulanacak. İntikal ve bağışların 2.5 bin YTL'lik kısmı da istisna tutuluyor. Mevcut yasada istisna tutarı 2.2 bin YTL'si istisna idi. Yeni hesapla eşine ev alan ne vergi verecek? 120 bin YTL'lik bir hediyenin yeni vergi tutarını hesaplayalım: Mevcut durumda, 120 bin YTL'nin 2.2 bin YTL'lik istisna kısmı çıktıktan sonra uygulanacak vergi oranı yüzde 10. Buna göre vatandaş bu bağış için 117.8 bin YTL'lik tutarın yüzde 10'unu vergi olarak ödüyor. Bu hesapla ödenecek vergi 11.8 bin YTL idi. Yeni tasarıya göre vergi hesabı ise şöyle: 120 bin YTL'den 2.5 bin YTL'lik istisna tutarı çıkarılıp vergilendirme 117.5 bin YTL üzerinden yapılacak. Kademelendirme ile bu tutarın yüzde 50'si vergilendirilecek. Gelir Vergisi tarifesine göre, bu tutara karşılık gelen vergi hesabı ise, 44.7 bin YTL için 10.3 bin YTL, kalan 14 bin YTL için ise yüzde 35. Yani 4.9 bin YTL. Böylece ödenecek vergi tutarı 15.2 bin YTL olacak.
‘Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nu kaldıran yasa tasarısı, her türlü bağış ve hediyeyi gelir kabul ederek Gelir Vergisi kapsamına aldı. Her tür hediye ve bağıştan alınan vergi, yeni düzenlemeyle yüzde 30 artacak. Tasarıda ‘örf ve adetlere göre verilen hediye, çeyiz, yüzgörümlüğü ve drahomalar' ise Gelir Vergisi'nin dışında tutuldu.
Maliye Bakanlığı'nın hazırlayıp, önceki gün Meclis'e gönderdiği ve veraset vergisini kaldıran yasa tasarısı, gelir kabul ettiği başlık parası, çeyiz ve yüzgörümlüğünü gelir vergisinden muaf tuttu. Miras vergisini kaldıran tasarıda, gelir vergisi dilimlerine göre alınacak bağış ve intikallerin vergisi de yüzde 30 oranında artırılacak.
Maliye Bakanlığı, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nu yürürlükten kaldıran tasarının gerekçesini “maliyeti yüksek, getirisi düşük bu vergiden vazgeçilmesi” olarak açıkladı. Böylece veraset vergisini olduğu gibi yürürlükten kaldıran Maliye Bakanlığı, intikal vergisini ise Gelir Vergisi kapsamına aldı.
Ayrıca tasarıyla, mevcut intikal vergisi tarifesini ortadan kaldırarak, karşılıksız intikallerle sağlanan gelirin, Gelir Vergisi tarifesine göre vergilendirilmesini düzenledi. Her türlü intikalden alınacak vergiyi düzenlerken de, hangi intikallerin bu vergiden istisna olacağını sıraladı. Gelir Vergisi Kanunu'na ‘mükerrer 82. madde' olarak eklenen bu düzenlemeyle de çeyiz, başlık parası (drahoma), yüzgörümlüğü Gelir Vergisi Tasarısı'na girmiş oldu.
% 30 FAZLA VERGİ VERİLECEK
Yasayla çocuğuna ev hediye eden, sevgilisine cip alana getirilen vergiler Gelir Vergisi tarifesine göre alınacak. Mevcut intikal vergisi oranlarıyla Gelir Vergisi tarifesi arasında büyük fark olacağı için bağış ve intikallerin vergisinde basamak sistemi getirildi. Buna göre, mevcut sistemde karşılıksız intikallerde, ilk 150 bin YTL'ye kadar vergi oranı yüzde 10, sonraki 320 bin YTL için yüzde 15, sonraki 680 bin YTL için yüzde 20, sonraki 1 milyon 380 bin YTl için yüzde 25 ve 2 milyon 530 bin YTL için yüzde 30 olarak uygulanıyor.
Tasarıda, bağış ve intikallerin vergilendirilmesinde gelir vergisi tarifesi uygulanacağı öngörüldü. Buna göre ise; 7.800 YTL'ye kadar yüzde 15, 19.800 YTL'nin 7.800 YTL'si için 1.170 YTL, fazlası için yüzde 20, 44.700 YTL'nin 19.800 YTL'si için 3.570 YTL, fazlası için yüzde 27, 44.700 YTL'den fazlasının 44.700 YTL'si için 10.293 YTL, fazlası için yüzde 35 vergi ödeniyor.
Tasarıda, bağış ve intikallerin belli kısımları vergiye tabi tutuluyor. Vergisi yüzde 30 düzeyinde artıran kademelendirme şöyle: Bağış ya da intikalin 1 milyon YTL'ye kadar kısmının yüzde 50'si, 1 milyon YTL ile 5 milyon YTL arasının yüzde 60'ı, 5 milyon YTL üzerinin ise yüzde 70'ine gelir vergisi tarifesi uygulanacak. İntikal ve bağışların 2.5 bin YTL'lik kısmı da istisna tutuluyor. Mevcut yasada istisna tutarı 2.2 bin YTL'si istisna idi.
Yeni hesapla eşine ev alan ne vergi verecek?
120 bin YTL'lik bir hediyenin yeni vergi tutarını hesaplayalım:
Mevcut durumda, 120 bin YTL'nin 2.2 bin YTL'lik istisna kısmı çıktıktan sonra uygulanacak vergi oranı yüzde 10. Buna göre vatandaş bu bağış için 117.8 bin YTL'lik tutarın yüzde 10'unu vergi olarak ödüyor. Bu hesapla ödenecek vergi 11.8 bin YTL idi.
Yeni tasarıya göre vergi hesabı ise şöyle: 120 bin YTL'den 2.5 bin YTL'lik istisna tutarı çıkarılıp vergilendirme 117.5 bin YTL üzerinden yapılacak. Kademelendirme ile bu tutarın yüzde 50'si vergilendirilecek. Gelir Vergisi tarifesine göre, bu tutara karşılık gelen vergi hesabı ise, 44.7 bin YTL için 10.3 bin YTL, kalan 14 bin YTL için ise yüzde 35. Yani 4.9 bin YTL. Böylece ödenecek vergi tutarı 15.2 bin YTL olacak.
Gülümhan Gülten / Vatan
Denizbank 180 ay vadeli kredilerin faizini yüzde 1.43'ten 1.54'e, Finansbank ise yüzde 1.42'den 1.52'ye yükseltti. Garanti Bankası 240 ay vadeli YTL cinsi kredilerin faizini yüzde 1.38'den yüzde 1.48'e, Yapı Kredi ise yüzde 1.44'ten yüzde 1.54'e yükseltti. Bankaların yurt dışı piyasalardan elde ettikleri kaynakların maliyetleri artıyor. Bunun yanı sıra bankalar konut kredilerinde Hazine bonosu faizlerini baz alıyor. Bu noktada önümüzdeki aylarda kredi faizlerindeki yükselişin sürmesini bekleniyor ve 2008 yılı için artık yüzde 1 seviyeleri konuşulmuyor. Hatta geçen hafta bir basın toplantısında konuşan Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Fuat Erbil, önümüzdeki dönemde faizin artma ihtimalinin daha yüksek olduğunu söylemişti. Erbil, konut talebinde son bir aydır azalma görüldüğünü ancak kısa vadede ciddi fiyat artışları öngörmediklerini söyledi. Garanti Mortgage Genel Müdürü Cemal Onaran ise "2008'de yüzde 1 seviyesi hayal" demişti. Bankaların konut kredilerinde uyguladıkları vade ve faizlerde son durum şöyle: Akbank: Akbank'ın konut kredi faizlerinde geçen ay hafif bir yükseliş görüldü. 12 ay vadeli kredilerin faizi yüzde 1.14, 24 ay vadenin faizi yüzde 1.21, 36 ayın faizi yüzde 1.24 olan banka, 60 ay vadenin faizini yüzde 1.26'dan 1.27'ye, 120 ayın faizini yüzde 1.27'den yüzde 1.32'ye, 240 ayın faizini ise yüzde 1.28'den yüzde 1.33'e çekti. Euro cinsi kredilerin faizi ise değişmeyerek 240 ay vadede yüzde 0.60, dolar cinsi kredilerde 120 ay vadede yüzde 0.65 olarak kaldı. Anadolubank: Faizlerini yükselten bir diğer banka olan Anadolubank, 12 ay vadeli kredilerin faizini yüzde 1.31'den yüzde 1.39'a, 24 ay vadenin faizini yüzde 1.38'den yüzde 1.43'e, 168 ay vadenin faizini yüzde 1.41'den yüzde 1.45'e, 180 ay vadenin faizini ise yüzde 1.38'den yüzde 1.43'e yükseltti. Dolar cinsi kredilerinde 48 aya yüzde 0.59, 120 aya yüzde 0.60, Euro cinsi kredilerde 120 aya yüzde 0.60 faiz uyguluyor. Japon Yeni kredilerde ise 12 aya yüzde 0.30, 120 aya yüzde 0.39, İsviçre Frangı'nda ise 24 aya yüzde 0.54, 120 aya yüzde 0.57 uygulanıyor. Denizbank: Denizbank, geçen ay 180 ay vadeli YTL cinsi kredilerin faizini yüzde 1.43'ten 1.54'e yükseltti. Döviz kredilerde ise dolara 180 ayda yüzde 0.70, Euro'ya ise yüzde 0.70 faiz uyguluyor. Fortis: Banka, geçen ay vade ve faizlerde değişikliğe gitti. Buna göre 12 ay vadeye yüzde 1.20, 36 ay vadeye yüzde 1.50 faiz uygulanıyor. 60 ay vadenin faizi yüzde 1.45'ten yüzde 1.51'e, 120 ay vadenin faizi ise yüzde 1.43'ten yüzde 1.53'e yükseltildi. Banka döviz cinsi kredilerde ise indirime gitti. Dolar cinsi kredilerde 120 aya yüzde 0.62, 300 aya yüzde 0.70, Euro cinsi kredilerde 120 aya yüzde 0.68, 300 aya yüzde 0.72 uygulanıyor. Banka, isviçre Frangı'nda 120 aya yüzde 0.52, 300 aya yüzde 0.55, Japon Yeni'nde ise 300 aya yüzde 0.42 faiz uyguluyor. Finansbank: YTL cinsi kredilerde 60 ayın faizini yüzde 1.39'dan yüzde 1.48'e yükselten banka, 120 aya yüzde 1.50, 1,80 aya yüzde 1.52 faiz uyguluyor. Euro cinsi kredilerde 60 aya yüzde 0.59, 108 aya yüzde 0.64, 144 aya yüzde 0.67 faiz uygulanıyor. Dolar cinsi kredilerin faizi ise 24 aya yüzde 0.49, 60 ayda yüzde 0.54, 120 ayda yüzde 0.59, 144 ayda yüzde 0.64. İsviçre Frangı cinsi kredilerde ise 36 aya yüzde 0.49, 72 aya yüzde 0.50, 120 aya yüzde 0.56, 144 aya ise yüzde 0.59 faiz uygulanıyor. Garanti Bankası: Garanti Bankası da geçen ay faiz oranlarını yükseltti, indirimli mortgage kapsamında 12 ay vadenin faizi yüzde 1.24'ten 1.29'a, 24 ay yüzde 1.36'ya, 36 ay yüzde 1.34'ten 1.39'a, 60 ay yüzde 1.36'dan 1.46'ya çekildi. Banka 96 aya yüzde 1.37, 120 aya yüzde 1.47 uyguluyor. 240 ayın faizi ise yüzde 1.38'den 1.48'e çekildi. Dolar cinsi kredilerde 24 aya yüzde 0.50, 60 aya yüzde 0.55, 120 aya yüzde 0.71, 240 aya yüzde 0.73 faiz uygulanıyor. Euro cinsi kredilerde 12 aya yüzde 0.61, 60 aya yüzde 0.65, 96 aya yüzde 0.73, 240 aya yüzde 0.75, İsviçre Frangı'nda ise 60 aya yüzde 0.55, 120 aya yüzde 0.68, 240 aya ise yüzde 0.70 faiz uygulanıyor. Halk Bankası: Banka geçen ay vade ve faizlerde değişikliğe gitti. YTL cinsi kredilerde 24 aya yüzde 1.38, 60 aya yüzde 1.44, 84 aya yüzde 1.46 faiz uygulamaya başlayan banka 120 ay vadeli kredilerin faizini ise yüzde 1.31'den yüzde 1.48'e yükseltti. HSBC: Banka, YTL cinsi kredilerde 12 ayın faizini yüzde 1.23'ten 1.29'a, 48 ayı yüzde 1.35'ten 1.39'a, 120 ayı yüzde 1.38'den 1.47'ye, 360 ayı ise yüzde 1.45'ten yüzde 1.48'e çekti. İş Bankası: İş Bankası, 120 ay vadeli YTL cinsi kredilerin faizini yüzde 1.43'ten 1.53'e yükseltti. Euro ve dolar cinsi kredilerde ise 120 ay vadeye yüzde 0.60 faiz uygulanıyor. Millenium Bank: Geçen ay faizlerini değiştirmeyen Millennium Bank halen YTL cinsi kredilerde 12 aya yüzde 1.52, 60 aya yüzde 1.59, 120 aya yüzde 1.73, 144 aya yüzde 1.76, 180 aya ise 1.79 faiz uyguluyor. Dolar ve Euro cinsi kredilerde sırasıyla 24 aya yüzde 0.53 ve yüzde 0.62, 36 aya yüzde 0.55 ve yüzde 0.63, 48 aya yüzde 0.57 ve yüzde 0.64, 120 aya yüzde 0.81 ve yüzde 0.84, 180 aya yüzde 0.95 faiz uygulanıyor, isviçre Frangı cinsi kredilerin faizi ise 12 ayda yüzde 0.50, 60 ayda yüzde 0.54, 120 ayda yüzde 0.73, 180 ayda ise yüzde 0.84. Oyakbank: Oyakbank da faiz ve vadelerde değişikliğe gitti. YTL cinsi kredilerde en düşük vadeyi 36 aya çeken banka bu vadeye yüzde 1.41, 60 aya yüzde 1.45, 120 aya yüzde 1.48, 144 aya yüzde 1.49 faiz uyguluyor. Euro ve dolar cinsi kredilerin faizi ise 144 ayda yüzde 0.65. Şekerbank: Banka, 24 ay vadeli YTL kredilerin faizini yüzde 1.55'ten yüzde 1.64'e, 360 ay vadenin faizini ise yüzde 1.44'ten 1.54'e yükseltti. Dolar, Euro ve İsviçre Frangı cinsi kredilerde ise 120 ay vadeye yüzde 0.65 oranında faiz uyguluyor. TEB: TEB geçen ay YTL kredilerde 180 ay vadenin faizini yüzde 1.41'den 1.49'a çekti. Tekstilbank: Geçen ay sadece 120 ay vadenin faizini yüzde 1.41'den yüzde 1.51'e çeken banka döviz cinsi kredilerin faizini değiştirmedi. Buna göre dolar cinsi kredilerde 48 aya yüzde 0.64, 96 aya yüzde 0.69, Euro cinsi kredilerde 96 aya yüzde 0.67, İsviçre Frangı cinsi kredilerde 96 aya yüzde 0.60, Japon Yeni kredilerde ise 36 aya yüzde 0.43, 96 aya yüzde 0.46 faiz uyguluyor. Vakıfbank: Banka, 240 ay vadeli YTL cinsi kredilerin faizini yüzde 1.42'den yüzde 1.52'ye yükseltti. YKB: Yapı Kredi, 240 ay vadeli kredilerin faizini yüzde 1.44'ten yüzde 1.54'e çekti. Döviz cinsi kredilerin faizleri ise değiştirilmedi. 240 aya kadar vadelerde banka, dolar bazında yüzde 0.69, Euro bazlı kredilerde yüzde 0.62 faiz uyguluyor, isviçre Frangı kredilerde ise 120 aya yüzde 0.57, 240 aya yüzde 0.60 faiz uygulanıyor. Ziraat Bankası: Faizlerini değiştirmeyen Ziraat Bankası, 120 aya kadar vadeli YTL kredilere yüzde 1.30 faiz uyguluyor.
Denizbank 180 ay vadeli kredilerin faizini yüzde 1.43'ten 1.54'e, Finansbank ise yüzde 1.42'den 1.52'ye yükseltti. Garanti Bankası 240 ay vadeli YTL cinsi kredilerin faizini yüzde 1.38'den yüzde 1.48'e, Yapı Kredi ise yüzde 1.44'ten yüzde 1.54'e yükseltti.
Bankaların yurt dışı piyasalardan elde ettikleri kaynakların maliyetleri artıyor. Bunun yanı sıra bankalar konut kredilerinde Hazine bonosu faizlerini baz alıyor. Bu noktada önümüzdeki aylarda kredi faizlerindeki yükselişin sürmesini bekleniyor ve 2008 yılı için artık yüzde 1 seviyeleri konuşulmuyor.
Hatta geçen hafta bir basın toplantısında konuşan Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Fuat Erbil, önümüzdeki dönemde faizin artma ihtimalinin daha yüksek olduğunu söylemişti. Erbil, konut talebinde son bir aydır azalma görüldüğünü ancak kısa vadede ciddi fiyat artışları öngörmediklerini söyledi. Garanti Mortgage Genel Müdürü Cemal Onaran ise "2008'de yüzde 1 seviyesi hayal" demişti.
Bankaların konut kredilerinde uyguladıkları vade ve faizlerde son durum şöyle:
Akbank: Akbank'ın konut kredi faizlerinde geçen ay hafif bir yükseliş görüldü. 12 ay vadeli kredilerin faizi yüzde 1.14, 24 ay vadenin faizi yüzde 1.21, 36 ayın faizi yüzde 1.24 olan banka, 60 ay vadenin faizini yüzde 1.26'dan 1.27'ye, 120 ayın faizini yüzde 1.27'den yüzde 1.32'ye, 240 ayın faizini ise yüzde 1.28'den yüzde 1.33'e çekti. Euro cinsi kredilerin faizi ise değişmeyerek 240 ay vadede yüzde 0.60, dolar cinsi kredilerde 120 ay vadede yüzde 0.65 olarak kaldı.
Anadolubank: Faizlerini yükselten bir diğer banka olan Anadolubank, 12 ay vadeli kredilerin faizini yüzde 1.31'den yüzde 1.39'a, 24 ay vadenin faizini yüzde 1.38'den yüzde 1.43'e, 168 ay vadenin faizini yüzde 1.41'den yüzde 1.45'e, 180 ay vadenin faizini ise yüzde 1.38'den yüzde 1.43'e yükseltti. Dolar cinsi kredilerinde 48 aya yüzde 0.59, 120 aya yüzde 0.60, Euro cinsi kredilerde 120 aya yüzde 0.60 faiz uyguluyor. Japon Yeni kredilerde ise 12 aya yüzde 0.30, 120 aya yüzde 0.39, İsviçre Frangı'nda ise 24 aya yüzde 0.54, 120 aya yüzde 0.57 uygulanıyor.
Denizbank: Denizbank, geçen ay 180 ay vadeli YTL cinsi kredilerin faizini yüzde 1.43'ten 1.54'e yükseltti. Döviz kredilerde ise dolara 180 ayda yüzde 0.70, Euro'ya ise yüzde 0.70 faiz uyguluyor.
Fortis: Banka, geçen ay vade ve faizlerde değişikliğe gitti. Buna göre 12 ay vadeye yüzde 1.20, 36 ay vadeye yüzde 1.50 faiz uygulanıyor. 60 ay vadenin faizi yüzde 1.45'ten yüzde 1.51'e, 120 ay vadenin faizi ise yüzde 1.43'ten yüzde 1.53'e yükseltildi. Banka döviz cinsi kredilerde ise indirime gitti. Dolar cinsi kredilerde 120 aya yüzde 0.62, 300 aya yüzde 0.70, Euro cinsi kredilerde 120 aya yüzde 0.68, 300 aya yüzde 0.72 uygulanıyor. Banka, isviçre Frangı'nda 120 aya yüzde 0.52, 300 aya yüzde 0.55, Japon Yeni'nde ise 300 aya yüzde 0.42 faiz uyguluyor.
Finansbank: YTL cinsi kredilerde 60 ayın faizini yüzde 1.39'dan yüzde 1.48'e yükselten banka, 120 aya yüzde 1.50, 1,80 aya yüzde 1.52 faiz uyguluyor. Euro cinsi kredilerde 60 aya yüzde 0.59, 108 aya yüzde 0.64, 144 aya yüzde 0.67 faiz uygulanıyor. Dolar cinsi kredilerin faizi ise 24 aya yüzde 0.49, 60 ayda yüzde 0.54, 120 ayda yüzde 0.59, 144 ayda yüzde 0.64. İsviçre Frangı cinsi kredilerde ise 36 aya yüzde 0.49, 72 aya yüzde 0.50, 120 aya yüzde 0.56, 144 aya ise yüzde 0.59 faiz uygulanıyor.
Garanti Bankası: Garanti Bankası da geçen ay faiz oranlarını yükseltti, indirimli mortgage kapsamında 12 ay vadenin faizi yüzde 1.24'ten 1.29'a, 24 ay yüzde 1.36'ya, 36 ay yüzde 1.34'ten 1.39'a, 60 ay yüzde 1.36'dan 1.46'ya çekildi. Banka 96 aya yüzde 1.37, 120 aya yüzde 1.47 uyguluyor. 240 ayın faizi ise yüzde 1.38'den 1.48'e çekildi. Dolar cinsi kredilerde 24 aya yüzde 0.50, 60 aya yüzde 0.55, 120 aya yüzde 0.71, 240 aya yüzde 0.73 faiz uygulanıyor. Euro cinsi kredilerde 12 aya yüzde 0.61, 60 aya yüzde 0.65, 96 aya yüzde 0.73, 240 aya yüzde 0.75, İsviçre Frangı'nda ise 60 aya yüzde 0.55, 120 aya yüzde 0.68, 240 aya ise yüzde 0.70 faiz uygulanıyor.
Halk Bankası: Banka geçen ay vade ve faizlerde değişikliğe gitti. YTL cinsi kredilerde 24 aya yüzde 1.38, 60 aya yüzde 1.44, 84 aya yüzde 1.46 faiz uygulamaya başlayan banka 120 ay vadeli kredilerin faizini ise yüzde 1.31'den yüzde 1.48'e yükseltti.
HSBC: Banka, YTL cinsi kredilerde 12 ayın faizini yüzde 1.23'ten 1.29'a, 48 ayı yüzde 1.35'ten 1.39'a, 120 ayı yüzde 1.38'den 1.47'ye, 360 ayı ise yüzde 1.45'ten yüzde 1.48'e çekti.
İş Bankası: İş Bankası, 120 ay vadeli YTL cinsi kredilerin faizini yüzde 1.43'ten 1.53'e yükseltti. Euro ve dolar cinsi kredilerde ise 120 ay vadeye yüzde 0.60 faiz uygulanıyor.
Millenium Bank: Geçen ay faizlerini değiştirmeyen Millennium Bank halen YTL cinsi kredilerde 12 aya yüzde 1.52, 60 aya yüzde 1.59, 120 aya yüzde 1.73, 144 aya yüzde 1.76, 180 aya ise 1.79 faiz uyguluyor. Dolar ve Euro cinsi kredilerde sırasıyla 24 aya yüzde 0.53 ve yüzde 0.62, 36 aya yüzde 0.55 ve yüzde 0.63, 48 aya yüzde 0.57 ve yüzde 0.64, 120 aya yüzde 0.81 ve yüzde 0.84, 180 aya yüzde 0.95 faiz uygulanıyor, isviçre Frangı cinsi kredilerin faizi ise 12 ayda yüzde 0.50, 60 ayda yüzde 0.54, 120 ayda yüzde 0.73, 180 ayda ise yüzde 0.84.
Oyakbank: Oyakbank da faiz ve vadelerde değişikliğe gitti. YTL cinsi kredilerde en düşük vadeyi 36 aya çeken banka bu vadeye yüzde 1.41, 60 aya yüzde 1.45, 120 aya yüzde 1.48, 144 aya yüzde 1.49 faiz uyguluyor. Euro ve dolar cinsi kredilerin faizi ise 144 ayda yüzde 0.65.
Şekerbank: Banka, 24 ay vadeli YTL kredilerin faizini yüzde 1.55'ten yüzde 1.64'e, 360 ay vadenin faizini ise yüzde 1.44'ten 1.54'e yükseltti. Dolar, Euro ve İsviçre Frangı cinsi kredilerde ise 120 ay vadeye yüzde 0.65 oranında faiz uyguluyor.
TEB: TEB geçen ay YTL kredilerde 180 ay vadenin faizini yüzde 1.41'den 1.49'a çekti.
Tekstilbank: Geçen ay sadece 120 ay vadenin faizini yüzde 1.41'den yüzde 1.51'e çeken banka döviz cinsi kredilerin faizini değiştirmedi. Buna göre dolar cinsi kredilerde 48 aya yüzde 0.64, 96 aya yüzde 0.69, Euro cinsi kredilerde 96 aya yüzde 0.67, İsviçre Frangı cinsi kredilerde 96 aya yüzde 0.60, Japon Yeni kredilerde ise 36 aya yüzde 0.43, 96 aya yüzde 0.46 faiz uyguluyor.
Vakıfbank: Banka, 240 ay vadeli YTL cinsi kredilerin faizini yüzde 1.42'den yüzde 1.52'ye yükseltti.
YKB: Yapı Kredi, 240 ay vadeli kredilerin faizini yüzde 1.44'ten yüzde 1.54'e çekti. Döviz cinsi kredilerin faizleri ise değiştirilmedi. 240 aya kadar vadelerde banka, dolar bazında yüzde 0.69, Euro bazlı kredilerde yüzde 0.62 faiz uyguluyor, isviçre Frangı kredilerde ise 120 aya yüzde 0.57, 240 aya yüzde 0.60 faiz uygulanıyor.
Ziraat Bankası: Faizlerini değiştirmeyen Ziraat Bankası, 120 aya kadar vadeli YTL kredilere yüzde 1.30 faiz uyguluyor.
Ekonomist
Taksitlerini ödemeye kredisini aldıktan birkaç ay sonra başlamak isteyenler için sunulan krediyi tercih eden müşteriler, ilk taksiti dilerlerse 6 aya kadar erteleyebiliyorlar. Böylece; yeni ev alırken oluşabilecek tüm masrafların yanı sıra mortgage kredisi taksitlerini de ilk etapta ödemek zorunda kalmıyor.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Garanti Mortgage Genel Müdürü Cemal Onaran, "Garanti Bankası olarak, müşterilerimizin farklı ihtiyaçlarını göz önünde bulundurup, onlar için en doğru kredi yapılandırmasını yaratan uzman ekibimizle, herkese uygun mortgage ürünleri sunmaya devam ediyoruz.
Ürün yelpazemizi ‘Şimdi Al Sonra Öde Mortgage' ile birlikte daha da genişlettik. Mortgage kredilerindeki uzman ve lider konumumuzu, yenilikçi ve müşterilerimizin ihtiyaçlarını gözeten ürünlerle sürdüreceğiz." dedi.
ABD'nin mortgage sisteminde yaşanan sıkıntılar, özellikle gelişmiş ülkelerde konuta ilgiyi azaltmış durumda. Ancak gelişmekte olan ülkelerin bu alandaki geleceği hala parlak görünüyor. Nitekim Türkiye'de de gayrimenkul fiyatlarının düştüğü bugünlerde vatandaşların hala önemli bir kısmı yatırımlarını bu alana yönlendiriyor. Türkiye'de konut deyince akla ilk gelen TOKİ de bu ortamda ku-rasız çekilişsiz "açık satış" yöntemiyle 47 ilde konut satışına başladı. Ankara'dan İstanbul'a, Van'dan Adana'ya 47 ilde yaklaşık 7 bin 500 konut satışa çıkaran TOKİ, fiyatı 35 bin ila 280 bin YTL arasındaki konutlar için 180 aya kadar vade uyguluyor. TOKİ, tüm bu konutları açık satış yöntemiyle satacak. Bu sistemde satışlar, kura ve ön şart aranmaksızın başvuru önceliğine göre yapılıyor. Açık satış yöntemiyle yapılan satışlarda, konut alıcıları ilgili banka şubelerinden (çoğunlukla Ziraat Bankası) seçtikleri konutun peşinat tutarını yatırarak, bir gayrimenkul satış sözleşmesi imzalıyorlar. Peşinat bedeli borç bakiyesinden düşülerek, kalan tutar taksitlendiriliyor. Bu yöntemle örneğin İstanbul Halkalı'da 750, Ankara'da 470 YTL taksitle ev alma fırsatı doğuyor. BİRDEN ÇOK KONUT ALINABİLİR Tüm illerdeki konutlar için konut seçimini yapan alıcılar, tercih ettikleri konutun satış bedelinin yüzde 20, 30, veya 40'ı oranındaki peşinat miktarını son başvuru tarihine kadar ilgili banka şubelerine yatırarak gayrimenkul satış sözleşmesi imzalayacaklar. Borcun kalanı yüzde 20 peşinat oranı için 96 ay, yüzde 30 peşinat oranı için 108 ay vade ve yüzde 15 indirim, yüzde 40 peşinat oranı için de 120 ay vade ve yüzde 25 indirim olacak şekilde aylık taksitler halinde ödenecek. Taksitler her yılın ocak ve temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez, önceki 6 aylık dönemdeki memur maaş artış oranı uygulanarak artırılacak, ilk taksit ödeme tarihi, sözleşme imzalama tarihini takip eden bir sonraki ay olarak belirleniyor. Konutlar 18 ila 24 ay arasında teslim ediliyor. Anahtar teslimi öncesinde, konut bedelinin yüzde l'i oranında KDV ayrıca alıcı tarafından ödeniyor. Konut satın almak için başvuruda bulunan kişilerin kendisi, eşi ve velayeti altındaki çocukları üzerine tapuda kayıtlı bağımsız bir konutun bulunmaması, daha önce TOKl'den alınmış bir gayrimenkule sahip olmama şartları kaldırıldı. Konutların teslim süresi, sözleşme tarihinden itibaren 20 ay olarak belirlendi. Konut satın almak üzere başvuruda bulunan konut alıcılarından fotoğraflı nüfus cüzdanı örneği, vatandaşlık kimlik ve vergi sicil numaraları; satın alma işlemlerinin vekaleten yapılması durumunda, satışlarla ilgili tüm belgeleri düzenleme, imzalama, beyan ve taahhütlerde bulunma yetkisini içeren noter tasdikli vekaletname isteniyor. DAR GELİRLİLERE Adana, Osmaniye, Eskişehir ve Ankara'da alt gelir grubu için konutları da satışa çıkaran TOKİ, 200 YTL taksitle ev sahibi olma imkanı bile sunacak. TOKİ, Ankara Şereflikoçhisar'daki 54 konutu çekilişsiz kurasız satacak. Ancak Adana-Karaisalı, Adana-Seyhan Sarıhular, Osmaniye-Yaveriye ve Eskişehir-Vadişehir konutları için kura yöntemi uygulanacak. Kura yönteminde satışa sunulan konut sayısından fazla başvuru olması durumunda, noter huzurunda "konut alma hakkı ve konut belirme kurası" çekilerek alıcılar belirleniyor. Konut sayısından daha az başvuru olması durumunda ise tüm başvuru sahipleri kurasız konut alma hakkı kazanıyor. Başvuruda bulunanların konut satın alma hakkı ve seçme önceliğini belirlemede başvuru sırası esas alınıyor. YETİM BAYANLARA YAŞ ŞARTI Alt gelir grubu projelerine başvuru yapabilmek için, başvuru sahibinin TC vatandaşı olması; projenin bulunduğu il /ilçe sınırlan içerisinde ikamet ediyor olması veya projenin bulunduğu il veya ilçe nüfusuna kayıtlı olması gerekiyor. Şehit aileleri, maluller ile dul ve yetimleri kategorisinde başvuracakların ise en az 5 yıldır ikamet ediyor olması veya il/ilçe nüfusuna kayıtlı olması şart koşuluyor. Alt gelir grubuna yönelik konut alımı için; Toplu Konut Idaresi'nden konut satın almamış ve Toplu Konut Idaresi'nden konut kredisi kullanmamış olmak, (şehit aileleri, maluller ile dul ve yetimleri kategorisi hariç) kendisine eşine ve/veya velayeti altındaki çocuklara ait tapuda kayıtlı bağımsız herhangi bir gayrimenkulu olmamak, (şehit aileleri, maluller ile dul ve yetimleri kategorisi hariç) 30 yaş ve üzerinde olmak gerekiyor. Ancak, eşi vefat etmiş olan çocuklu dul bayanlarda yaş şartı aranmıyor. Babası veya hem babası hem de annesi vefat etmiş yetim bayanlarda (bekar) yaş şartı 25 yaş ve üzeri olarak belirlendi. Ayrıca başvuru sahibinin, eşinin ve velayeti altındaki çocuklarının gıda, yol, vs her türlü aldıkları yardımlar dahil olmak üzere toplam hane halkı aylık net gelirinin en fazla bin 350 YTL. olması gerekiyor. Bir hane halkı adına, yani kişinin kendisi, eşi ve velayeti altındaki çocukları adına yalnızca bir adet başvuru yapılabilecek. ŞEHİT, GAZİ, DUL VE YETİME KREDİ Toplu Konut Fonu'ndan şehit ailelerine, terör malulleri ile dul ve yetimlerine faizsiz konut kredisi veriliyor. Bu krediden yararlanabilmek için, Emekli Sandığı'ndan alınacak hak sahibi olduğuna dair belgeyle Ziraat Bankası'na başvurulması gerekiyor. Bu krediden yararlanılarak edinilecek konutlar için herhangi bir kısıtlama yok. Sadece tapunun en fazla bir yıl önce alınmış olması yeterli. Bu krediyle istenilen yörede ve istenilen büyüklükte konut edinmek mümkün. Kredinin miktarı 2007 yılı için yaklaşık 48 bin YTL olarak belirlendi. Geri ödemesi ise alınmakta olan maaşın dörtte biri tutarındaki miktarın Emekli Sandığı'nca kesilmesi suretiyle yapılıyor. Krediye faiz uygulanmıyor. 33 BİN KONUT SATIŞI HAZIRLIĞI TOKÎ ayrıca, 54 ilde yaklaşık 33 bin konut ve sosyal donatı yapmak için yaptığı ihaleleri değerlendirme aşamasına geldi. Yakın zamanda konut satışına başlanması beklenen bölgeler şöyle sıralanıyor: Afyon, Balıkesir, Aydın, Çanakkale, Denizli, İzmir, Manisa, Muğla, Kütahya, Bursa, İsparta, Yalova, Antalya, Uşak, Ankara, Çankırı, Kırıkkale, Eskişehir, Diyarbakır Kayapınar, Erzincan Yayla-başı-Tarımköy, Erzurum, Gaziantep-Şahinbey-Mardintepe, Hatay, Kayseri, Mersin, Adana, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Konya, Osmaniye, Karaman, Adıyaman, Kahramanmaraş, Isparta-Eğirdir, istanbul Ataşehir, İzmir Buca Tınaztepe, İzmir Aliağa, İzmir Çiğli, Kahramanmaraş Türkoğlu, Kütahya Çavdarhisar, Trabzon, Tokat, Giresun, Rize, Bolu, Düzce, Sakarya, Zonguldak, Samsun, Amasya, Bayburt, Gümüşhane, Karabük, Kastamonu.
ABD'nin mortgage sisteminde yaşanan sıkıntılar, özellikle gelişmiş ülkelerde konuta ilgiyi azaltmış durumda. Ancak gelişmekte olan ülkelerin bu alandaki geleceği hala parlak görünüyor. Nitekim Türkiye'de de gayrimenkul fiyatlarının düştüğü bugünlerde vatandaşların hala önemli bir kısmı yatırımlarını bu alana yönlendiriyor. Türkiye'de konut deyince akla ilk gelen TOKİ de bu ortamda ku-rasız çekilişsiz "açık satış" yöntemiyle 47 ilde konut satışına başladı.
Ankara'dan İstanbul'a, Van'dan Adana'ya 47 ilde yaklaşık 7 bin 500 konut satışa çıkaran TOKİ, fiyatı 35 bin ila 280 bin YTL arasındaki konutlar için 180 aya kadar vade uyguluyor. TOKİ, tüm bu konutları açık satış yöntemiyle satacak. Bu sistemde satışlar, kura ve ön şart aranmaksızın başvuru önceliğine göre yapılıyor.
Açık satış yöntemiyle yapılan satışlarda, konut alıcıları ilgili banka şubelerinden (çoğunlukla Ziraat Bankası) seçtikleri konutun peşinat tutarını yatırarak, bir gayrimenkul satış sözleşmesi imzalıyorlar. Peşinat bedeli borç bakiyesinden düşülerek, kalan tutar taksitlendiriliyor. Bu yöntemle örneğin İstanbul Halkalı'da 750, Ankara'da 470 YTL taksitle ev alma fırsatı doğuyor.
BİRDEN ÇOK KONUT ALINABİLİR
Tüm illerdeki konutlar için konut seçimini yapan alıcılar, tercih ettikleri konutun satış bedelinin yüzde 20, 30, veya 40'ı oranındaki peşinat miktarını son başvuru tarihine kadar ilgili banka şubelerine yatırarak gayrimenkul satış sözleşmesi imzalayacaklar. Borcun kalanı yüzde 20 peşinat oranı için 96 ay, yüzde 30 peşinat oranı için 108 ay vade ve yüzde 15 indirim, yüzde 40 peşinat oranı için de 120 ay vade ve yüzde 25 indirim olacak şekilde aylık taksitler halinde ödenecek.
Taksitler her yılın ocak ve temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez, önceki 6 aylık dönemdeki memur maaş artış oranı uygulanarak artırılacak, ilk taksit ödeme tarihi, sözleşme imzalama tarihini takip eden bir sonraki ay olarak belirleniyor. Konutlar 18 ila 24 ay arasında teslim ediliyor. Anahtar teslimi öncesinde, konut bedelinin yüzde l'i oranında KDV ayrıca alıcı tarafından ödeniyor.
Konut satın almak için başvuruda bulunan kişilerin kendisi, eşi ve velayeti altındaki çocukları üzerine tapuda kayıtlı bağımsız bir konutun bulunmaması, daha önce TOKl'den alınmış bir gayrimenkule sahip olmama şartları kaldırıldı. Konutların teslim süresi, sözleşme tarihinden itibaren 20 ay olarak belirlendi. Konut satın almak üzere başvuruda bulunan konut alıcılarından fotoğraflı nüfus cüzdanı örneği, vatandaşlık kimlik ve vergi sicil numaraları; satın alma işlemlerinin vekaleten yapılması durumunda, satışlarla ilgili tüm belgeleri düzenleme, imzalama, beyan ve taahhütlerde bulunma yetkisini içeren noter tasdikli vekaletname isteniyor.
DAR GELİRLİLERE
Adana, Osmaniye, Eskişehir ve Ankara'da alt gelir grubu için konutları da satışa çıkaran TOKİ, 200 YTL taksitle ev sahibi olma imkanı bile sunacak. TOKİ, Ankara Şereflikoçhisar'daki 54 konutu çekilişsiz kurasız satacak. Ancak Adana-Karaisalı, Adana-Seyhan Sarıhular, Osmaniye-Yaveriye ve Eskişehir-Vadişehir konutları için kura yöntemi uygulanacak. Kura yönteminde satışa sunulan konut sayısından fazla başvuru olması durumunda, noter huzurunda "konut alma hakkı ve konut belirme kurası" çekilerek alıcılar belirleniyor. Konut sayısından daha az başvuru olması durumunda ise tüm başvuru sahipleri kurasız konut alma hakkı kazanıyor. Başvuruda bulunanların konut satın alma hakkı ve seçme önceliğini belirlemede başvuru sırası esas alınıyor.
YETİM BAYANLARA YAŞ ŞARTI
Alt gelir grubu projelerine başvuru yapabilmek için, başvuru sahibinin TC vatandaşı olması; projenin bulunduğu il /ilçe sınırlan içerisinde ikamet ediyor olması veya projenin bulunduğu il veya ilçe nüfusuna kayıtlı olması gerekiyor. Şehit aileleri, maluller ile dul ve yetimleri kategorisinde başvuracakların ise en az 5 yıldır ikamet ediyor olması veya il/ilçe nüfusuna kayıtlı olması şart koşuluyor.
Alt gelir grubuna yönelik konut alımı için; Toplu Konut Idaresi'nden konut satın almamış ve Toplu Konut Idaresi'nden konut kredisi kullanmamış olmak, (şehit aileleri, maluller ile dul ve yetimleri kategorisi hariç) kendisine eşine ve/veya velayeti altındaki çocuklara ait tapuda kayıtlı bağımsız herhangi bir gayrimenkulu olmamak, (şehit aileleri, maluller ile dul ve yetimleri kategorisi hariç) 30 yaş ve üzerinde olmak gerekiyor. Ancak, eşi vefat etmiş olan çocuklu dul bayanlarda yaş şartı aranmıyor.
Babası veya hem babası hem de annesi vefat etmiş yetim bayanlarda (bekar) yaş şartı 25 yaş ve üzeri olarak belirlendi. Ayrıca başvuru sahibinin, eşinin ve velayeti altındaki çocuklarının gıda, yol, vs her türlü aldıkları yardımlar dahil olmak üzere toplam hane halkı aylık net gelirinin en fazla bin 350 YTL. olması gerekiyor. Bir hane halkı adına, yani kişinin kendisi, eşi ve velayeti altındaki çocukları adına yalnızca bir adet başvuru yapılabilecek.
ŞEHİT, GAZİ, DUL VE YETİME KREDİ
Toplu Konut Fonu'ndan şehit ailelerine, terör malulleri ile dul ve yetimlerine faizsiz konut kredisi veriliyor. Bu krediden yararlanabilmek için, Emekli Sandığı'ndan alınacak hak sahibi olduğuna dair belgeyle Ziraat Bankası'na başvurulması gerekiyor. Bu krediden yararlanılarak edinilecek konutlar için herhangi bir kısıtlama yok. Sadece tapunun en fazla bir yıl önce alınmış olması yeterli. Bu krediyle istenilen yörede ve istenilen büyüklükte konut edinmek mümkün.
Kredinin miktarı 2007 yılı için yaklaşık 48 bin YTL olarak belirlendi. Geri ödemesi ise alınmakta olan maaşın dörtte biri tutarındaki miktarın Emekli Sandığı'nca kesilmesi suretiyle yapılıyor. Krediye faiz uygulanmıyor.
33 BİN KONUT SATIŞI HAZIRLIĞI
TOKÎ ayrıca, 54 ilde yaklaşık 33 bin konut ve sosyal donatı yapmak için yaptığı ihaleleri değerlendirme aşamasına geldi. Yakın zamanda konut satışına başlanması beklenen bölgeler şöyle sıralanıyor:
Afyon, Balıkesir, Aydın, Çanakkale, Denizli, İzmir, Manisa, Muğla, Kütahya, Bursa, İsparta, Yalova, Antalya, Uşak, Ankara, Çankırı, Kırıkkale, Eskişehir, Diyarbakır Kayapınar, Erzincan Yayla-başı-Tarımköy, Erzurum, Gaziantep-Şahinbey-Mardintepe, Hatay, Kayseri, Mersin, Adana, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Konya, Osmaniye, Karaman, Adıyaman, Kahramanmaraş, Isparta-Eğirdir, istanbul Ataşehir, İzmir Buca Tınaztepe, İzmir Aliağa, İzmir Çiğli, Kahramanmaraş Türkoğlu, Kütahya Çavdarhisar, Trabzon, Tokat, Giresun, Rize, Bolu, Düzce, Sakarya, Zonguldak, Samsun, Amasya, Bayburt, Gümüşhane, Karabük, Kastamonu.
Özlem Doğaner / Para Dergisi
Ne zaman biteceği tahmin edilemeyen süreç konutu yatırım amaçlı alanlar için risk oluşturuyor. Sektörün önde gelen temsilcileri, yatırımcıların bu dönemde ikinci bir ev alma yerine yerine dükkâna yönelmelerini tavsiye ediyor. 250 bin YTL'ye alınan bir konutun yıllık kira getirisinin ortalama 10 bin YTL olduğunu belirten Rönesans İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kamil Yanıkömeroğlu ev yerine dükkân almanın getiri açısından çok daha kârlı olacağını söylüyor. Yanıkömeroğlu, Rönesans İnşaat'ın Gaziantep'te 18 milyon yatırımla tamamladığı Şirehan Alışveriş Merkezi'nin açılışının ardından bir grup gazeteciye ABD'de başlayan mortgage krizinin emlak piyasasına etkilerini değerlendirdi. Belirsizlik nedeniyle tüketicilerde oluşan çekincenin perakendeci olan yatırımcıya da olumsuz yansıdığına dikkat çeken Yanıkömeroğlu bu durumun çok vahim boyutlarda olmadığını söyledi. Hem global kriz hem de siyasi gerginliğin ekonomiye olumsuz yansıdığını belirten Yanıkömeroğlu, "Özellikle zayıf perakendeciler kirasını ödemekte zorlanacak. Mekânlarını kapatmak zorunda da kalabilirler. Eğer siyasi belirsizlikler olmasaydı birçok işletme daha rahat ayakta durabilirdi." dedi. Her şeye rağmen 2008-2009 planlarının herkesin öngördüğü şekilde ilerlediğini söyleyen Rönesans Başkan Yardımcısı, yaşananların yatırımlara engel olacak nitelikte olmadığına inanıyor. Yanıkömeroğlu'na göre elinde parası olan yatırımcı, içinde bulunulan süreci iyi analiz ettikten sonra kararını vermeli. Yatırımcının önünde döviz, borsa, gayrimenkul gibi farklı alternatifler bulunuyor. Kredi faizlerinin düşmesiyle adeta patlama yaşayan konut sektöründe yıllık yüzde 50'leri bulan getiriyi bu dönemde beklemek gerçekçi değil. Durgunluk nedeniyle gayrimenkul fiyatları uzun süredir durağan bir seyir izliyor. Konut sektöründe geçen yıllarda arz ve talebe bağlı olarak fiyatlarda bir artış olduğunu belirten Yanıkömeroğlu, şu an oluşan fiyatların spekülatif projeler hariç yüksek olduğunu söylemenin zor olduğunu belirtiyor. Vatandaşın birikimini değerlendirmede en fazla rağbet ettiği alanın gayrimenkul olduğunu dile getiren Yanıkömeroğlu, konutun çok iyi bir yatırım aracı olmadığı görüşünde. Son yıllarda özellikle yabancı alıcının rağbet ettiği yerlerde arsa fiyatlarında anormal artış olduğunu kaydeden Yanıkömeroğlu bu artışın fazla devam etmeyeceğini şu sözlerle anlatıyor: "İhtiyaçtan fazla arsa üretildi. Yabancının alımı artık eskisi gibi hızlı olmayacaktır. Bu nedenle arsa fiyatlarında bir düşme olacak. Ama konut fiyatlarının genelinde bir gerileme olacağını düşünmüyorum."
Ne zaman biteceği tahmin edilemeyen süreç konutu yatırım amaçlı alanlar için risk oluşturuyor. Sektörün önde gelen temsilcileri, yatırımcıların bu dönemde ikinci bir ev alma yerine yerine dükkâna yönelmelerini tavsiye ediyor. 250 bin YTL'ye alınan bir konutun yıllık kira getirisinin ortalama 10 bin YTL olduğunu belirten Rönesans İnşaat Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kamil Yanıkömeroğlu ev yerine dükkân almanın getiri açısından çok daha kârlı olacağını söylüyor.
Yanıkömeroğlu, Rönesans İnşaat'ın Gaziantep'te 18 milyon yatırımla tamamladığı Şirehan Alışveriş Merkezi'nin açılışının ardından bir grup gazeteciye ABD'de başlayan mortgage krizinin emlak piyasasına etkilerini değerlendirdi. Belirsizlik nedeniyle tüketicilerde oluşan çekincenin perakendeci olan yatırımcıya da olumsuz yansıdığına dikkat çeken Yanıkömeroğlu bu durumun çok vahim boyutlarda olmadığını söyledi.
Hem global kriz hem de siyasi gerginliğin ekonomiye olumsuz yansıdığını belirten Yanıkömeroğlu, "Özellikle zayıf perakendeciler kirasını ödemekte zorlanacak. Mekânlarını kapatmak zorunda da kalabilirler. Eğer siyasi belirsizlikler olmasaydı birçok işletme daha rahat ayakta durabilirdi." dedi.
Her şeye rağmen 2008-2009 planlarının herkesin öngördüğü şekilde ilerlediğini söyleyen Rönesans Başkan Yardımcısı, yaşananların yatırımlara engel olacak nitelikte olmadığına inanıyor. Yanıkömeroğlu'na göre elinde parası olan yatırımcı, içinde bulunulan süreci iyi analiz ettikten sonra kararını vermeli.
Yatırımcının önünde döviz, borsa, gayrimenkul gibi farklı alternatifler bulunuyor. Kredi faizlerinin düşmesiyle adeta patlama yaşayan konut sektöründe yıllık yüzde 50'leri bulan getiriyi bu dönemde beklemek gerçekçi değil. Durgunluk nedeniyle gayrimenkul fiyatları uzun süredir durağan bir seyir izliyor.
Konut sektöründe geçen yıllarda arz ve talebe bağlı olarak fiyatlarda bir artış olduğunu belirten Yanıkömeroğlu, şu an oluşan fiyatların spekülatif projeler hariç yüksek olduğunu söylemenin zor olduğunu belirtiyor. Vatandaşın birikimini değerlendirmede en fazla rağbet ettiği alanın gayrimenkul olduğunu dile getiren Yanıkömeroğlu, konutun çok iyi bir yatırım aracı olmadığı görüşünde.
Son yıllarda özellikle yabancı alıcının rağbet ettiği yerlerde arsa fiyatlarında anormal artış olduğunu kaydeden Yanıkömeroğlu bu artışın fazla devam etmeyeceğini şu sözlerle anlatıyor: "İhtiyaçtan fazla arsa üretildi. Yabancının alımı artık eskisi gibi hızlı olmayacaktır. Bu nedenle arsa fiyatlarında bir düşme olacak. Ama konut fiyatlarının genelinde bir gerileme olacağını düşünmüyorum."
Kaynak: Ercan Baysal/Zaman
Konutta kredi faizlerinin yükselmesi ile birçok bankanın şimdiye kadar da uyguladığı ve faiz oranı indiğinde kredi alan vatandaşın faizini de indiren adına "indirimli mortgage" denilen enstrüman gözde olmaya başladı. Artık artan faiz oranları nedeniyle yüksek oranlı faizi yıllar boyu ödemek istemeyen vatandaşlar bu kredi türüne sarılmaya başladı. Garanti Bankası'nda adı indirimli mortgage olan bu kredi türü ile başlangıçta alınan kredinin yüzde 1.5'ini ödeyerek gelecek yıllarda faiz düştüğünde sizin de faiziniz aynı oranda düşecek. Faiz yükseldiğinde ise oran yükselmeyecek. Konut kredileri ortalama 7 yıl süreli olduğu için uzmanlar bu enstrümanın yüksek faiz dönemlerinde kullanılabilecek en iyi kredi türü olduğunu belirtiyorlar. Bu krediyi şimdi kulananan vatandaşlar, ortalama aylık yüzde 1.49 olan faiz oranı ile bu yıl taksitlerini ödeyecek. Faiz bu yıl yüksek olduğu için gelecek yıl düşüş eğilimine gireceği tahmin ediliyor. İşte bu kredi türünü kullanan vatandaş gelecek yıl veya sonraki yıllarda bu yüksek faiz oranı ile değil olabilecek düşük faiz oranı ile taksidini ödeyecek. FAİZ YÜKSELİŞİNDEN ETKİLENMEK YOK Örneğin gelecek yıl aynı tarihte faiz oranı 1.20'ye gerilerse, müşteri indirimli mortgage kredisini yıllık 1.20'den ödeme yapacak. Ekonomideki dalgalanma sona erer bir sonraki yıl mortgage kredisi almak için uygun oran olarak bilinen yüzde 1 ve daha altına gerilerse vatandaş, faizini artık yüzde 1 ile ödemeye devam edecek. Kredi taksitlerinin sonuna kadar yüzde 1'in altında yani faizin geldiği en düşük noktadan taksit ödenip bitirilecek. Bu kredi türünün diğer en önemli avantajı faiz yükseldiğinde vatandaşın bundan etkilenmemesi. Kredi faizleri belirli bir dönem sonunda yüzde 2'ye bile çıksa, müşteri yüzde 1'den taksit ödemeye devam ediyor. OTURMAK İSTEYEN EV ALSIN, KREDİ İLE YATIRIM RİSKLİ Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Fuat Erbil, piyasalardaki belirsizlik ve türbülans ile konut kredilerinin yüzde 40-50 daraldığını belirterek, "Faizler bono faizlerine endekslenmiş durumda. Piyasalardaki belirsizliğin uzun sürmeyeceği varsayımıyla faizlerde en fazla birkaç baz puanlık artış olabilir. Ancak müşteriler bu dönemde oturma amaçlı ev satın almak istiyorsa ve doğru fiyattan ev bulduklarına inanıyorlarsa satın alsınlar. Yatırım amaçlı alım yapmak istiyorlarsa tekminli olmakta fayda var" dedi. Akbank Bireysel Bankacılık ve Pazarlama Bölüm Başkanı Cem Muratoglu ise "Yılın ilk 11-12 haftasında hatta mart ayı ortasına kadar kredilerde bir gerilemeden bahsetmek doğru değil. Ancak son iki haftada yaşanan gelişmeler sonrası konut kredilerinde daralma görülüyor"dedi.
Konutta kredi faizlerinin yükselmesi ile birçok bankanın şimdiye kadar da uyguladığı ve faiz oranı indiğinde kredi alan vatandaşın faizini de indiren adına "indirimli mortgage" denilen enstrüman gözde olmaya başladı. Artık artan faiz oranları nedeniyle yüksek oranlı faizi yıllar boyu ödemek istemeyen vatandaşlar bu kredi türüne sarılmaya başladı.
Garanti Bankası'nda adı indirimli mortgage olan bu kredi türü ile başlangıçta alınan kredinin yüzde 1.5'ini ödeyerek gelecek yıllarda faiz düştüğünde sizin de faiziniz aynı oranda düşecek. Faiz yükseldiğinde ise oran yükselmeyecek. Konut kredileri ortalama 7 yıl süreli olduğu için uzmanlar bu enstrümanın yüksek faiz dönemlerinde kullanılabilecek en iyi kredi türü olduğunu belirtiyorlar.
Bu krediyi şimdi kulananan vatandaşlar, ortalama aylık yüzde 1.49 olan faiz oranı ile bu yıl taksitlerini ödeyecek. Faiz bu yıl yüksek olduğu için gelecek yıl düşüş eğilimine gireceği tahmin ediliyor. İşte bu kredi türünü kullanan vatandaş gelecek yıl veya sonraki yıllarda bu yüksek faiz oranı ile değil olabilecek düşük faiz oranı ile taksidini ödeyecek.
FAİZ YÜKSELİŞİNDEN ETKİLENMEK YOK
Örneğin gelecek yıl aynı tarihte faiz oranı 1.20'ye gerilerse, müşteri indirimli mortgage kredisini yıllık 1.20'den ödeme yapacak. Ekonomideki dalgalanma sona erer bir sonraki yıl mortgage kredisi almak için uygun oran olarak bilinen yüzde 1 ve daha altına gerilerse vatandaş, faizini artık yüzde 1 ile ödemeye devam edecek. Kredi taksitlerinin sonuna kadar yüzde 1'in altında yani faizin geldiği en düşük noktadan taksit ödenip bitirilecek. Bu kredi türünün diğer en önemli avantajı faiz yükseldiğinde vatandaşın bundan etkilenmemesi. Kredi faizleri belirli bir dönem sonunda yüzde 2'ye bile çıksa, müşteri yüzde 1'den taksit ödemeye devam ediyor.
OTURMAK İSTEYEN EV ALSIN, KREDİ İLE YATIRIM RİSKLİ
Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Fuat Erbil, piyasalardaki belirsizlik ve türbülans ile konut kredilerinin yüzde 40-50 daraldığını belirterek, "Faizler bono faizlerine endekslenmiş durumda. Piyasalardaki belirsizliğin uzun sürmeyeceği varsayımıyla faizlerde en fazla birkaç baz puanlık artış olabilir.
Ancak müşteriler bu dönemde oturma amaçlı ev satın almak istiyorsa ve doğru fiyattan ev bulduklarına inanıyorlarsa satın alsınlar. Yatırım amaçlı alım yapmak istiyorlarsa tekminli olmakta fayda var" dedi. Akbank Bireysel Bankacılık ve Pazarlama Bölüm Başkanı Cem Muratoglu ise "Yılın ilk 11-12 haftasında hatta mart ayı ortasına kadar kredilerde bir gerilemeden bahsetmek doğru değil. Ancak son iki haftada yaşanan gelişmeler sonrası konut kredilerinde daralma görülüyor"dedi.
Kaynak: Sabah
SON yıllarda bankaların kullandırdıkları konut kredileri, gayrimenkul satışlarının önemli bir kısmını oluşturunca, kredi faizlerinin seyri piyasayı direkt etkilemeye başladı. Amerikan merkezli yaşanan global dalganın Türkiye piyasalarını da etkisi altına almasıyla kredi faizleri yükselince, bundan ilk olarak gayrimenkul sektörü nasibini aldı. Konut satışları durma noktasına gelirken, yapılması planlanan yeni projeler rafa kaldırıldı. Böyle bir ortamda talebi yeniden canlandırmak görevi ise finansal yapısı güçlü inşaat şirketlerine düştü.
Daha önce satışlarını cazip hale getirmek isteyen bazı inşaat firmaları bankalarla anlaşma yoluna giderek uygun faiz seçenekleri yaratırken, son dönemde bankaların faiz oranlarını yükseltmesiyle, geçmişte olduğu gibi senet sistemi benzeri farklı ödeme alternatifleri sunma yoluna gittiler. Gayrimenkul şirketlerinin son dönemde finansmanlarını kendilerinin sağladığı uygulamaları arasında yüzde sıfır faizle taksitlendirmeden, yüzde 1’in altında özel faiz oranlarına, taksit ötelemeden, ara ödeme ve kademeli olarak artan taksitlere kadar bir seçenek yer alıyor. Böylece finansman yapıları güçlü inşaat firmaları kendi ürettikleri ödeme seçenekleriyle bu durgunluğu aşmayı amaçlıyor. Bankalar ise ABD’de de yaşanan mortgage krizinin yarattığı global dalgalanmayla artan maliyetleri faiz artışı olarak yansıtırken, bu dönemde yeni kredi konusunda ise temkinli davranmayı tercih ediyor.
İnşaat sektörünün son yıllarına bakıldığında 2004’ten sonra çok hızlı bir büyüme trendine girdiği görülüyor. Geçtiğimiz yıllarda artan talep diğer sektörlerde faaliyet gösteren pek çok firmanın da gayrimenkul sektörüne girmesine neden oldu. Yerli firmaların yanı sıra, yabancı yatırımcılar da Türkiye’de daha fazla gayrimenkul yatırımı yapmaya başladılar. Seçim yılı olan 2007 yılının ardından Kuzey Irak’a yapılan operasyon, ABD’de ki mortgage krizi gibi etkenlerin durgunluğa neden olduğu gayrimenkul piyasası, tüm bu krizlerin aşılmasının ardından değişim ve gelişimine devam etti. Dönem dönem yaşanan bu durgunluğun, uluslararası piyasalarda halen devam eden ekonomik sıkıntıyla, ülkemizde meydana gelen siyasi arenada yaşanan olumsuzluklarla birleşmesi sonucu devam edip etmeyeceği sektörde en çok tartışılan konular arasında yer aldı.
İnşaat firmaları içinde bulunukları durgunluğu normalleşme olarak nitelendiriyor. Firma yetkilileri, önümüzdeki 10 yıl içinde 5.5 milyon adet konut ihtiyacı olacağı düşünüldüğünde de sektördeki büyümenin devam edeceğine dikkat çekiyor. İnşaat firmaları, bu süreci finansmanı güçlü firmaların kendi ödeme seçeneklerini yaratarak kolaylıkla aşabilecekleri konusunda hemfikir. Bugün konut almanın avantajlı olduğundan bahseden firma yöneticileri konut üretiminde arzdan kaynaklı bir sıkıntının olmadığını söylüyor. Türkiye’deki bütün gayrimenkul şirketleri gibi mortgage krizinin etkisini hissettikleri belirten Regnum Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Öztürk, faiz odaklı bir sektör olan gayrimenkul piyasasında, faizler arttığı zaman gayrimenkul alımlarının düştüğüne, faizler azaldığı zaman ise tam tersi alımlarının arttığına dikkat çekti. Öztürk sözlerine şöyle devam etti: "Son dönemde hem mortgage hem de siyasi gelişmelerin etkisiyle konut faizlerinde de aşırı bir yükselme meydana geldi. Ancak, Regnum’un da içinde bulunduğu bazı gayrimenkul firmaları, finansal gücünün de avantajıyla faizlerdeki bu yükselişi tüketiciye daha az yansıtıyor."
Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik, artan rekabetle arsa maliyetlerinin arttığına dikkat çekerek, "Kár marjlarının daraldığını ve önceki senelerde elde edilen kár marjlarını sağlayacak projeler üretmek giderek zorlaştı" dedi. Çelik sözlerine şöyle devam etti: "Bu aşamada belirli bir arsa stokuna sahip olan firmalar yoluna devam ederken, elinde yeni projeler için hazır arsası olmayan ve uygun fiyatlarla yeni arsa bulmakta zorlanan firmalar küçülecek ve bir kısmı da gayrimenkul sektöründen çıkarak başka sektörlerde devam etmeyi tercih edecek. Küresel likiditenin azalması ise yabancı yatırımcıları etkileyecek. Geçtiğimiz yıl İstanbul’un belirli bölgelerinde düzenlenen ihalelerde arsa fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasını sağlayan yabancı yatırımcılar, bu sene aynı iştahı göstermeyeceklerini düşünüyoruz"
Sinpaş: Peşinatsız TÜFE’ye endeksli ödeme planı sunuyor. Ödeme planı, Ottomanors ve Lagün’de ayrıca bu yıl lanse edilecek Bosphorus City ve Aqua City 2010’da da uygulama konulacak. Sinpaş Grubu, kredi maliyetlerinin çok yüksek olduğu 1990’lı yıllarda müşterilerine, ödeme kolaylığı sağlamak amacıyla temelini TÜFE endeksli ödeme planının oluşturduğu sistemini uygulamıştı. Uygulamaya göre peşinatsız 60 ay vade, 4, 13 ve 25’inci aylarda alınan ara ödemelerle tahsil edilen peşin satış bedeli yıllık sadece TÜFE + 3 artış oranıyla sunuluyor.
Ağaoğlu: Eltes Güneşi projesinden "Ağaoğlu Konforlu Kredi" adıyla banka kredisine gerek kalmadan doğrudan şirketin kendi kaynaklarından sağlanan finansman uygulanıyor. Buna göre konut sahibi olmak isteyenler konutun yüzde 10’u kadar peşinat ödedikten sonra 24 aya kadar yüzde sıfır faizden başlayıp ve 60 aya kadar da yüzde 0.99 faizle ev sahibi olabiliyor.
Regnum: Astrum Towers projesinde, müşterilerine iki farklı ödeme seçeneği sunuyor. Bunlardan ilki banka kredisine 60 aya kadar yüzde sıfır faiz uygulaması. Diğeri ise peşin ödemelerde yüzde 10 indirim. Beylikdüzü Bölgesi’nde bulunan ve 1.285 daireden oluşan projesinde ise konut fiyatları 117 bin YTL’den, taksit tutarları ise 660 YTL’den başlıyor. 60 aya yüzde 0 faiz uygulanan projede en yüksek faiz oranı, 120 ay için yüzde 0,83’e çıkıyor.
Başarır: Helenium Sun projesinde kalan 20 konut için özel kampanya ile 24 aya kadar sıfır faizli vade sunuluyor. Ayrıca, bankalarla ile yapılan özel anlaşmalarla toplam tutarın yüzde 75’i kredilendirilebiliyor.
Propa: Sarıyer Park projesine özel, pojenin açılışı öncesinde yapacağı tanıtımda bir kereye mahsus kişiye özel ödeme planları ve özel fiyatlar sunacak. Bu sayede projenin henüz piyasaya çıkmadan, özel indirimli fiyatlardan satılması planlanıyor.
Dumankaya: Yüzde 12.5 peşin, 1 yıl sonra yüzde 12.5 ara ödeme ile 6 ay ötelemeli ödeme imkanı veriyor. Ayrıca Yüzde 12,5 peşin, 1 yıl sonra yüzde 12,5 ara ödeme ve taksitleri de 60 ayda yüzde 0.92 kredi ile ve yine yüzde 12,5 peşin, 1 yıl sonra yüzde 12,5 ara ödeme, 12 aya kadar sıfır faiz oranı ile 1 ay ötelemeli ödeme seçeneği sunuyor.
Soyak: ’Ara Ödemeli Sistem’ ile müşterilerilerine düşük taksit ve yılda 1-2 veya 3 defa ara ödeme imkanı sunuyor. Soyak Mavişehir’den konut edinimini kolaylaştıran kampanya ile, daire teslimine kadar ve teslim alındıktan sonraki 6 yıla kadar kademeli olarak artan taksitlerle ödeme imkanı sunuluyor.
Keleşoğlu: Beylikdüzü’ndeki Ginza Residence projesinde yüzde 25 peşin ve 24 ay vade uygulanıyor. Peşin alımlarda ise yüzde 10 indirim yapıyor.
Teknik Yapı: Teknik Yapı ise projelerinde peşin ödemeli satışlarda yüzde 3 oranında indirim uygulamasını gerçekleştiriyor.
Son yıllarda artan toplu konut projelerinin arz fazlasına neden olduğuna dair görüşlere karşı çıkan Ağaoğlu Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu ise "Türkiye’de yeni konut talebi yılda 1 milyon 200 bin civarında. En iyi zamanlarda bile inşaat ruhsatlarının sayısı ise 550-600 bin arasında. Demek oluyor ki sektör en iyi zamanlarında bile yıllık ihtiyacın ancak yüzde 50’sini karşılayabiliyor. Bu nedenle Türkiye’de konut üretiminde arzdan kaynaklanan bir sıkıntının olması söz konusu değil. Üretilecek konutlara talep de her zaman olacaktır. Yeter ki doğru zamanda, doğru yerde, doğru fiyata ve ödenebilir taksitlerle konut ihtiyaç sahibine sunulsun" dedi.
Konut sektöründe yoğun rekabet ortamı da göz önüne alınarak, firmaların talepte oluşabilecek dalgalanmayı gidermek için tüketiciye sağladıkları olanakları önümüzdeki dönemlerde de devam etmelerinin yararlı olabileceğini belirten Dumankaya Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Dumankaya ise "Maliyet artışlarının en yoğun bir şekilde kendini gösterdiği sektörlerden biri olan gayrimenkulde fiyatların yukarıya doğru bir grafik çizmesi gerçeği de göz önüne alınarak konut alımının ertelenmesinin tam tersine, bugün konut almanın konut alıcıları için avantajlı olacaktır" diye konuştu.
Mehtap ÖZCAN
Kaynak: Hürriyet Emlak Yasam Eki
Bir süreden beri hayat sigortasının konut kredisi maliyetini artırdığını ileri sürenler oluyordu. Hatta Sanayi ve Ticaret Bakanlığı konut kredisi alırken yaptırılan bu sigortayı zorunlu olmaktan çıkartmak için Tüketici Kanunu'nda değişiklik yapmaya hazırlanıyordu.
Biz de bu gelişmeler üzerine, 'hayat sigortası yaptırmayı ihmal etme, çoluk çocuğuna borç bırakma' diye okurlarımızı uyarmıştık. Bu uyarıyı yaparken de hayat sigortasının aslında kredi maliyetini çok artırmadığını, ancak 300-350 YTL'lik bir yük bindirdiğini yazmıştım. Verdiğim rakamlara iki okurumuzdan itiraz geldi.
İlhan Filiz adlı okurumuzun maili şöyleydi:"Sayın Fehim Bey, yaklaşık bir hafta önceki Milliyet Emlak ekinde hayat sigortası ile ilgili yazınızı okudum. Tabii ki size katılıyorum. Ancak yazınızdan anlayamadığım konu sigorta poliçesinin miktarıyla ilgili. Bir kereliğine ödenen 300 YTL'lik hayat sigortası priminden bahsediyorsunuz. Ben hangi bankaya gittiysem, 200 bin YTL için en az hayat sigortası primi yıllık peşin yaklaşık 1000 YTL istendi. (Yani 8 yıl için 8 bin YTL civarı.) Ben sigortacılık sektörüyle ilgili çok fazla bilgiye sahip olmamakla birlikte bu miktarın çok da küçümsenecek bir miktar olmadığını düşünüyorum. Yok, eğer konu sizin dediğiniz gibiyse ben bir yerlerde yanlışlık yapıyorum demektir. Kısaca sorum, 300 YTL'lik hayat sigortası primi ile bilgiyi biraz açar mısınız? Teşekkürler..."
Okurumuz 8 bin YTL'lik hayat sigortasını 12 ayda 600-700 YTL'lik taksitler halinde ya da 120 ayda 66 YTL'lik taksitlerle ödeyebilir. Sizce 200 bin YTL'lik kredi için 10 yıl boyunca her ay 60-70 YTL sigorta primi ödemek çok mu fazla bir para?
Erdal Köroğlu adlı okurumuzun maili de şöyle:"Yazılarınızı takip eden bir Milliyet okuyucusuyum. 29 Mart 2008 tarihli yazınızı okuyunca çok şaşırdım. Konut kredileri kullanırken yaptırılan hayat sigortası ile ilgili verdiğiniz değerler çok yanlış ve eksiktir, sanıyorum sizi sigorta şirketleri yanıltmış. Yazınızda hayat sigortasının kredi maliyetini 300-500 YTL kadar arttırdığını savunuyorsunuz. Ben kredi kullandım ve hayat sigortası yaptırdım. Birçok sigorta firmasından teklif aldım, en ucuzu 3 bin 500 YTL idi. Ayrıca yazınızda belirttiğiniz gibi, hayat sigortası kredi alırken bir kere ödenmemektedir. Hayat sigortası her yıl yenilenmekte ve yaşınız ilerlediği için verilen ücret sürekli artmaktadır. Konut kredisi alırken yaptırılan hayat sigortası, kredi süresince aylık ortalama 250-300 YTL ek bir yük getirmektedir. Bu yükün Türkiye standartlarında hiç azımsanamayacak bir rakam olduğu açıktır. Sigorta şirketlerinin, ellerine gelen hazır müşterileri çok yüksek rakamlarla boğmak yerine, hayat sigortası ücretlerini makul değerlere çekerek sigortanın gerekliliğini savunmalarının daha iyi olacağını düşünüyorum. Bu bilgiler ışığında okuyucularınızı aydınlatmanızı rica eder, çalışmalarınızda başarılar diler, saygılar sunarım."
Okurumuzun ifade ettiği gibi hayat sigortası her yıl yenilenmiyor. Kredi alırken, kredi süresine göre bir prim hesaplanıyor ve isteyen bu primi peşin, isteyen 12 taksitte, isteyen kredi taksiti sayısı kadar sürede ödeyebiliyor. Örnekleri yukarıda verdim.
Yenisini yaptırmaya gerek yokKonut kredisi kullanırken yaptırılan hayat sigortası konusunda az bilinen bir konuya daha değinmek istiyorum. Hayat sigortası yaptırmış olan bir kişi, sigortası devam ederken konut kredisi almak isterse yeniden hayat sigorta yaptırmasına gerek yok. Önceden yaptırmış olduğu hayat sigortasıyla ilgili belgeleri, kredi kullanacağı bankaya vermesi yeterli. Çifte hayat sigortası çifte güvence sağlamadığından asıl bu halde olanlar gereksiz yere para sarf etmiş ve kredi maliyetini artırmış oluyor. Bu konuda da uyanık olmakta fayda var.
Aslında hayat sigortası değilKonut kredisi kullanılırken yapılan hayat sigortası aslında hayat sigortası değil. Neden değil? Çünkü kredilerini kazasız belasız son kuruşuna kadar ödeyen kişi, bu süre sonunda hayat sigortasında biriken parayı geri alamıyor.
Aslında yapılan sigorta, 'hayat' sigortası adı altında 'risk' sigortası. Bankalar bu sigortayı aslında tamamen kendilerini korumak amacıyla zorunlu kılıyor. Eğer kredi kullanan kişi kredi taksitleri bitmeden vefat ederse, banka hayat sigortasıyla kredi borcunu kapatıyor. Ev de borçsuz bir şekilde ölen kişinin mirasçılarına kalıyor.
Ancak kredi alan kişi kredi borcunu tamamen öder ve hayatını devam ettirirse biriken parayı alamıyor. Para yine sigorta şirketine kalıyor. Neden? Asıl tartışılması gereken konu bu. Bu konuda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın görüşünü ve tavrını çok merak ediyorum. Sanırım onlar da işin içinden çıkamamışlar ki, "zorunlu olmaktan çıkaralım, bu dertten kurtulalım" havasına girmişler.
Bireysel emekliliğe çevrilsinBenim bu soruna naçizane bir önerim var. Konut kredisi alırken yaptırılan hayat sigortası, kredi borcu bitince bireysel emekliliğe dönüştürülsün. Zaten devlet bireysel emekliliği özendirmiyor mu? Bireysel emeklilik şirketleri bu konuda neden sesini çıkarmıyor? Alın size bir kalemde yüz binlerce müşteri.
Milliyet Emlak Editörü ( Fehim Genç / 7.4.2008 )
Konut alırken eski alışkanlıklarımızı unutmanın gerektiği bir dönemde yaşıyoruz artık. Büyüklerimiz ‘başını sokacak bir evin olsun da neyden olursa olsun’ derdi ama onca para verdikten sonra da aldığımız konutta bazı beklentilerimize karşılık bulmak bir zorunluluk haline geldi. Her şeyden önce aldığımız konut bizi mutlu edebilmeli. İçine girdiğiniz zaman kendinizi iyi hissetmelisiniz. Aksi taktirde çıkan sorunlar nedeniyle ilerleyen yıllarda hayatınız zindan olabilir. Evinizi satmak istersiniz ama satamazsınız, kurtulamazsınız bir türlü ondan aksilik bu ya... Orada geçirdiğiniz her an sizin için kabus olabilir. Tesisat sistemleri sürekli arızalan, rutubetten duvarları ağlayan ve iyi havalandırılamayan konutlar bu sıkıntının en önemli nedenini oluşturabilir. Bunlar küçük şeyle gribi gelebilir ama sabah uyandığınızda tesisattan sızan suların içinde yürümek pek hoş olmasa gerek.
İçinde zamanımızın büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ve hemen hemen her yerini sürekli olarak kullandığımız konutları satın alırken bir ücret ödüyoruz. Aslında bu ücreti, konutun uzun yıllar dayanıklı bir şekilde bizim ihtiyaçlarımızı karşılaması için veriyoruz. Konutun ayıplı çıkması durumunda ise bir sürü masraf yaparak ayıplarını gidermeye çalışıyoruz maalesef.
Konutta garanti belgesi verilmeli
Sonuçta konutu, bir meblağ karşılığında alınabilen ve satılabilen bir ticari meta olarak düşünebiliriz. Bu durumda konut yapıp satarak para kazananlar olası ayıplardan da sorumlu olmalıdır. Nasıl ki bir araba, beyaz eşya ya da koltuk takımı alırken garanti belgesi veriliyorsa, ev alırken de garanti belgesi verilmeli.
Yeni yapılan konutlar deprem yönetmeliğine uygun olarak yapılıyor ve sağlam yapılmak zorunda ama ilk olarak, inşaat firmaları hem depreme dayanıklılıkla ilgili hem de binanın taşıyıcı sistemleriyle ilgili garantiler verebilmeli. Bu garanti süreleri ise birkaç yıl değil en az 20-30 yıl olmalıdır. Ayrıca binanın elektrik, su ve doğalgaz tesisatlarıyla birlikte kullanılan tüm malzemelerin de garantisi verilmeli. İşçilikten kaynaklanan hatalar da bu garanti kapsamına alınmalı. Garanti belgesinin süresi de konutta mal sahibi ya da kiracının ikametiyle birlikte başlatılmalı.
Konut kullanım kılavuzu da olmalı
Garanti belgesiyle birlikte verilecek konut kullanım kılavuzları da tüketicinin hatalı uygulamalarını önleyebilir ve konutun daha işlevsel ve uzun ömürlü kullanılmasını sağlayabilir. Bu kapsamda duvarların silinmesi, parkelerin temizlenmesi ve elektrik panolarının kullanılması gibi konularla birlikte bir konutta kullanılan tüm malzemelerle ilgili ayrıntılı bilgiler bu kılavuzda yer almalıdır.
Kaynak : Milliyet Emlak
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Meclis Plan ve Bütçe Alt Komisyonu’nun Amme Alacaklarının Tahsili Yasası çerçevesinde vergi borçlularının yapamayacağı işlemleri genişleten düzenlemelerini kabul edilemez bulduklarını söyledi. Aygün, "Bir yanda kayıtdışılık almış başını gidiyor, diğer yanda kayıtlı mükellef hırsız gibi takip ediliyor" dedi.
Konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, ev alıp satmak isteyen vatandaştan, tekel bayi açmak isteyen girişimciye, marka tescili yaptırmak isteyen firma sahibinden, avcılık belgesi almak isteyen avcıya, maden arama izni almak isteyen madenciden, sigorta şirketi açmak isteyen sigortacıya kadar "vergi borcu yoktur" belgesi isteneceğini hatırlattı. Bunlara ek olarak vergi borcu olanların müteahhitlik karnesi alma, özel radyo televizyon kurma, avukatlık bürosu açmak gibi çok geniş bir alanı içine alan "yasaklar" listesinin muhatabı konumuna getirildiğini kaydeden Aygün, "Vergi tahsilatı, kayıtlı mükellefler üzerinde sürek
avına dönüştürülüyor" dedi.
İnşaatın temeline dinamit
Özellikle vergi borcu olan mükelleflerin ev alıp satma işlemlerinin kısıtlanmasının yanı sıra, intikal vergisinin gelir vergisi kapsamına alınması sonucu, eş ve çocuklar üzerine alınan gayrimenkuller üzerinden yüzde 35 vergi alınması uygulamasının inşaat sektörünün temeline dinamit koyacağını ifade eden Aygün, "Vatandaş krize rağmen 3 ayda 3 milyar YTL’lik konut kredisi aldı. Krizin derinleşmeye başladığı şu sıralar, bu tür düzenleme getirilirse devlet kendi bacağına kurşun sıkar. Zaten devlet imkanlarını kullanarak konut üreten TOKİ’nin haksız rekabeti nedeniyle müteahhitlik sektörü zorda. Bu sektör 276 sektörü besliyor. Bu düzenlemenin ne içeriği ne de zamanı doğrudur" dedi.
Vergi tahsilatına etkinlik sağlamak için, amme alacaklarının kapsamını genişletmeden önce, bir vergi barışının devreye sokulmasının şart olduğunu dile getiren Aygün, Maliye’nin tahakkuk etmiş ancak tahsil edilmemiş vergi, resim ve harç alacaklarının 16,7 milyar YTL’yi, bunlara ilişkin gecikme faizlerinin 5 milyar YTL’yi, henüz tahsil edilemeyen vergi cezalarının da 7,6 milyar YTL’yi bulduğunu hatırlattı. Aygün, "Bu kambur esnafın üzerinden alınmadan getirilecek kısıtlamalar olsa olsa piyasayı kilitler" şeklinde konuştu.
Kayıt dışılıkla mücadele nerede?
Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB), konut kredisi kullanılırken sigorta yapılmasının, kredi veren kuruluşlar ile tüketicilerin mağduriyetinin önlendiğini açıkladı. TSRŞB, konut kredisi kullanılırken yapılan hayat sigortasıyla ilgili olarak bir açıklama yaptı.
Ölüm riskini teminat altına alan hayat sigortaları açısından durum incelendiğinde, bu ürünlerin kredi veren kuruluş kadar kredi kullanan ve ölenin desteğinden mahrum kalan kişileri de korumaya yönelik ürünler olduğu belirtilen açıklamada, kredi alan kişinin vefatı halinde borç bakiyesinin sigorta şirketi tarafından ödeneceği ve kredi kullanan kişinin arkasında bıraktığı kişilerin mağduriyetle karşılaşmadan konutun sahibi olabilecekleri kaydedildi.
Açıklamada, aksi taktirde, kredi alan kişinin vefatı halinde mirasçılarının yüklü bir kredi borcuyla karşılaşması ve bu borcu ödeyememeleri durumunda oturdukları evden çıkartılması gibi sonuçların ortaya çıkabileceği vurgulanarak, ayrıca kredi borçlusunun işsiz kalması ya da bir kaza veya hastalıktan kaynaklanan geçici iş göremezlik hallerinde de borç taksitlerinin sigorta şirketleri tarafından ödenmesini teminat altına alan ürünler bulunduğu aktarıldı. Konut finansmanının uzun yıllardır uygulandığı ülkelerde sigorta sisteminin de yaygın olarak kullanıldığının hatırlatıldığı açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
Satış işlemlerinin Eskidji tarafından gerçekleştirileceği açık artırmaya ilişkin bankacılık hizmetleri Türkiye Halk Bankası ve Ziraat Bankası tarafından yürütülecek. Açık artırma toplantısında teklifler taksitli ödeme seklinde alınacak olup, dileyen katılımcılar, bankada sözleşme imzalama aşamasında yüzde 10 indirim oranıyla peşin ödeme talebinde bulunabilecek.
Adıyaman Merkez Esentepe, Ankara Eryaman 6. Etap 1. Kısım, Ankara Şerflikoçhisar, Balıkesir Manyas 2. Etap, Bitlis Tatvan, Bursa Nilüfer Kayapa, Diyarbakır Bismil, Elazıg
Merkez Sürsürü 2. Bölge, Elazığ Palu, Gümüşhane Kelkit, Gümüşhane Şiran, Kars Merkez, Konya Beyşehir, Konya Merkez Selçuklu 3. Bölge, Kütahya Merkez, Samsun Merkez Atakent ve Siirt Merkez Bostancık projelerinde yer alan işyerleri yüzde 15 peşinatla o 84 ay, diğer projelerde yer alan işyerleri yüzde 25 peşinatla 84 ay ve konutlar ise yüzde 25 peşinatla 120 ay vadeyle satılacak. Ancak, İstanbul Bakırköy’deki konutlar için yüzde 30 peşin ve 60 ay vade; Eskişehir Tepebaşı projesinde yer alan müstakil villalar için yüzde 35 peşin, 72 ay vade uygulanacak.
Ankara Çankaya Meclis Lojmanları için de yüzde 25 ile yüzde 45 arasındaki peşinatlar için 48 ile 72 ay arasında vade yapılacak. Peşin ödeme durumunda yüzde 22 indirim yapılacak.
Açık artırma bilgileri
Tarih: 17 Nisan 2008.
Yer: Merkez İstanbul Eskidji Yenibosna / İstanbul.
Naklen canlı bağlantı TOKİ Salonu Bilkent / Ankara.
Ses bağlantılı İzmir Eskidji Bölge Ortaklığı Alsancak / İzmir.
Çukurova Park Oteli / Adana
Saat: 16.00
Tel. 444 45 45
Adana Ticaret Odası İnşaat Meslek Komitesi Başkanı Halil Avcı, elinde nakit parası olanların, piyasadaki durgunluk ve bankaların konut kredisi faizlerinin yükselişini fırsat bilerek, ‘kelepir’ diye tabir edilen gerçek bedelinden ucuz fiyatla iş yeri ve konut aradığını bilklarını bildirdi.
Avcı, yaptığı açıklamada, önceki yıl konut kredisi faizlerindeki düşüşle birlikte uzun yılların en parlak dönemini yaşayan ancak, geçen yıldan itibaren durgunluk dönemine giren inşaat sektörünün yeniden diriliş beklentisinde olduğunu belirtti. Sektörün yeniden canlanması için insanların önünü görebilmesi ve belirsizlik ortamının olmaması gerektiğini ifade eden Avcı, "Şu sıralar elinde nakit parası olanlar gayrimenkul sektöründe düşen fiyatları değerlendirmek için rayiç bedelinden daha düşük bedelle satılan ve ’kelepir’ diye tabir edilen konut ve iş yeri arıyor" dedi. Bankaların mevduata verdiği faizin düşük olmasının kelepir gayrimenkule ilgiyi yoğunlaştırdığını belirten Avcı, bu kişilerin, ileride yükselecek fiyatlarla iyi kar elde edeceklerini düşündüklerini kaydetti.
Alıcı çıkmayınca fiyatlar düşüyor
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan İstanbul Emlak Komisyoncuları Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Ateş, Amerika’dan başlayan ve Avrupa ülkelerine de sirayet eden tutsat kredilerinin geri ödenmemesi nedeniyle başlayan sıkıntının Türkiye’ye de yansıdığını savundu. Bunun yanı sıra son günlerde yaşanan parti kapatma davasının da piyasada sıkışmaya neden olduğuna işaret eden Ateş, "Piyasa hiç bir hareket olmadığı için çok büyük daralma içinde. Sektörde yüzde 50 oranında bir daralma var" dedi.
Kiralıklara da talep yok
Ateş, şu anda inşaat firmalarının üretim yaptıklarını ancak konut satamadıklarını, kurumsallaşmış inşaat firmaları dışında bir çok inşaat firmasının kepenk kapattığını, iflas durumunda olduğunu öne sürdü. Sabri Ateş, "Birçok inşaat firması şu anda çivi vuramıyor, inşaattan çekiç sesi gelmiyor. 2 yıl sonra evi bitireceklerini taahhüt ettikleri halde kendilerinden daire ve iş yeri alan müşterileri ile görüşerek bu sürenin 6-7 yıla çıkarılması yönünde çalışıyor" diye konuştu. Kiralık konutlarda da talep olmadığını ifade eden Ateş, kimsenin kolay kolay ev değiştirmediğini, gayrimenkul sektörünün tümden sıkıntıda olduğunu söyledi.
‘Kredi ile konut alımı azaldı’
Konut faizlerinin de yükseldiğine işaret eden Ateş, "Faiz oranları şu anda çok yüksek ve yükselmeye devam edecek. 2008 bizim için çok iyi, 2009 daha da karanlık" dedi. Sabri Ateş, geçmiş yıllarda yüzde 25-30 oranında olan banka kredisi ile konut alımının bugün yüzde 5’i geçmediğini ve bu oranın da düşeceğini kaydetti. Gayrimenkul fiyatlarında bölgelere göre yüzde 10 ile yüzde 30 arasında düşüşler olduğuna da işaret eden Ateş, bugün gayrimenkul alanların kazançlı çıkacağını belirtti.
‘Nakit parayla ev almak cazip’
Retürk Gayrimenkul Danışmanlık Genel Müdürü Murat Gener de, piyasada şu anda kış aylarına oranla mevsimsel bir canlanma olduğunu, ancak piyasanın durgun olduğunu kaydetti. Emlak piyasasındaki durgunluğun satıcıların, mal sahiplerinin ellerindeki gayrimenkulleri nakte çevirmeleri aşamasında harekete neden olduğuna işaret eden Gener, bu dönemde ev satmak isteyenler fiyatları düşürdüğü için piyasada yine bir hareketlenme yaşandığını vurguladı. Ellerinde nakit olanlar için şu anda ev almanın cazip olduğunu söyleyen Gener, "Ama elinizde nakit yoksa şu andaki faiz oranları elbette ki çok cazip değil. Zaten bankalar da bundan muzdarip" diye konuştu. Gener, şunları söyledi:
‘Fiyatlar düşüyor’
"Geçen yılın yaz aylarından itibaren emlak piyasasında bu satıcıların gayrimenkullerini nakte çevirmeleri anlamında bir daralma yaşanıyor. Bu daralma nedeniyle de satıcı taraf evlerini satmakta zorlanıyorlar ve bunun için de fiyatları aşağıya doğru çekiyorlar. Bu da şu an itibariyle gayrimenkul piyasasında ciddi anlamda fiyatların ucuzladığı ve yatırım imkanlarının arttığı bir dönem olarak gözümüze çarpıyor. Buradaki arkadaşlarımızla bir araştırma yaptık, bu kış ile geçen kışı kıyasladığımızda gayrimenkul fiyatlarında yüzde 20’ye varan oranlarda aşağı doğru hareketi gördük. Özellikle Bağdat Caddesi, Etiler, Kadıköy, Beşiktaş gibi eski yerleşim yerlerinde fiyatların yüzde 20’ye varan oranlarda gerilediğini gördük. Ataşehir, Çekmeköy gibi yeni yerleşim bölgelerinde ise yüzde 5-10 arasında gerileme görüldü."
‘Konut kredisi kullanımı çok azaldı’
ABD’de mortgage kredileriyle başlayan krizin faturası bilançolar açıklandıkça ortaya çıkıyor. Reuters’ın yaptığı değerlendirmeye göre global bankalar içinde en fazla zarar 37.4 milyar dolarla UBS gerçekleştirdi. İkinci sırada ise 24.4 milyar dolarla Merrill Lynch var. Şu ana kadarki açıklamalara göre, bankaların kasım sonrası zararları 150 milyar doları buluyor.
Mortgage krizinen en fazla etkilen sektörün toplam 25 bin kişiyi işten çıkarması bekleniyor. Bu arada ABD’de konut fiyatları da dibe vurdu. Borcu değerini aşan konut sayısı 8.8 milyonu aştı.
Çin’e resmi bir ziyarette bulunan Henry Paulson, burada yaptığı konuşmada, ABD’nin, yüksek riskli mortgage krizinde olumlu ilerleme kaydettiğini, ancak sorunların devam ettiğini söyledi.
Paulson, ABD’nin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini, içinde bulundukları krizde, sorunların devam etmesine rağmen olumlu ilerleme olduğunu, ancak Amerikan ekonomisinin temellerinin güçlü olduğunu ifade etti. Önlerindeki yolun engebeli olduğunu belirten Paulson, sorunların üstesinden gelebilmek için çok çalışılması gerektiğini vurguladı.
Bankalar mortgage’tan çıkıyor İngiltere’de bankalar büyük bir krizin eşiğinde bulunan mortgage piyasasından çıkmaya başladı. HSBC grubunun parçası First Direct’in artık mortgage kredisi vermeyeceği belirtiliyor. First Direct, uygulamanın geçici olduğunu belirtirken, müşterisi olan kişilere mortgage işlemi yapmayı sürdüreceği bildirildi. NatWest, Royal Bank of Scotland ve Kent Relianca Building adlı kuruluşların da halen mortgage müşterileri olan kişilerin faiz oranlarını yükselterek bu alanda bir ilki oluşturdukları belirtildi.
Bernanke: Küçülme sürebilirABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Ben Bernanke, ABD ekonomisinin yılın ilk yarısında küçülebileceğini ancak agresif faiz indirimlerinin büyümeyi destekleyeceğini, finans ve konut piyasalarındaki sorunların azalacağını söyledi. Enflasyonun endişe kaynağı olduğunu vurgulayan Bernanke, piyasalardaki ‘stresin’ sürdüğünü belirtti. Bernanke’nin konuşmasından sonra euro, dolar karşısında 1.5674’e kadar çıktı. Yurtiçinde ise piyasalar iyimser havayı sürdürdü. Dolar 1.2810 YTL’ye geriledi. İMKB yüzde 0.79 değer kazandı.
Kaynak: Milliyet Emlak
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, dünyada yaşanan finansal krizin Türkiye’deki etkilerinin yavaş yavaş tecelli etmeye başladığını öne sürerek, “Konut yapıp satan müteahhitlerin elinde çok fazla konut stoku birikti. Konut sektörü biraz yara alacak bu durumdan” dedi.
Müteahhitlerin, satış ilanlarında bankaların vermediği faizleri teklif ettiğine işaret eden Eren, “Direnmeye çalışıyorlar. Bunların bir kısmı zora girecek. Zora girince de ya zarar ederek ya da fiyat kırarak ellerindeki konutları satmak zorunda kalacaklar. Bir kısmı da nakit akışındaki negatif etkiden batacak diye korkarım” diye konuştu.
Bu yıl, inşaat sektöründe geçen yılki büyümeyi beklemediklerini vurgulayan Erdal Eren, kamu sektöründe geçen yıla göre bir ödenek artışı olmadığını belirtirken, Ulaştırma Bakanlığı’nın bazı yap-işlet-devret projelerinin bu yıl gerçekleşmesi halinde, sektöre bir hareket gelebileceğini kaydetti.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü verileri üzerinden yapılan derlemeye göre, Türkiye’de 73 bin yabancının toplam 38 milyon 419 bin 151 metrekare taşınmazı bulunuyor. Toplam alan açısından bakıldığında yabancıların en fazla gayrimenkul satın aldığı illerin başında 4 milyon 445 bin 258 metrekare ile Muğla geliyor. Bu ili, 3 milyon 810 bin 118 metrekare ile Antalya, 3 milyon bin 75 metrekare ile Aydın izliyor.
Gayrimenkul edinen yabancı sayısı değerlendirildiğinde ise Antalya 26 bin 31 kişi ile başı çekiyor. Listede sırasıyla Muğla 12 bin 865 kişiyle, İstanbul 8 bin 830, Aydın 7 bin 415, Bursa 5 bin 241, İzmir 4 bin 145 kişiyle yer alıyor.
Öte yandan, Ağrı, Bitlis, Hakkari, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak, Ardahan ve Iğdır’da yabancılara ait hiç gayrimenkul bulunmuyor. Gümüşhane’de yalnızca 1 Özbek’in, Van’da 1 İngiliz’in, Bayburt’ta 2 Alman’ın, Adıyaman’da 1 Alman ve 1 ABD’linin gayrimenkul sahibi olduğu görülüyor. Bu arada yabancılara gayrimenkul satışının durdurulduğu Kilis’e listede yer verilmedi.
Yabancılara en fazla gayrimenkul satışının yapıldığı illerdeki dağılıma bakıldığında, Antalya’da Almanlar, Muğla’da İngilizler öne çıkıyor. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü verilerine göre, Antalya’da yabancılara satılan toplam 3 milyon 810 bin 118 metrekare taşınmazın 1 milyon 254 bin 168’i Almanlara ait. 6 bin 324 Alman vatandaşı, bu kentte 4 bin 890 gayrimenkul edindi. İkinci sırada bulunan İngilizler 777 bin 786 metrekare, Hollandalılar 351 bin 953 metrekare, Danimarkalılar 339 bin 874 metrekare toplam alana sahip emlak satın aldı.
Muğla’da 12 bin 865 yabancının, toplam 4 milyon 445 bin 258 metrekare taşınmazı bulunuyor. Bu kente, büyük ölçüde İngilizler rağbet ediyor. Muğla’da, 10 bin 39 İngiliz’in edindiği mülkün toplam alanı 2 milyon 661 bin 624 metrekare olarak ölçüldü. Yüzölçümü açısından bakıldığında Almanlar, Hollandalılar, İrlandalılar ve ABD’liler ilk 5’i oluşturdu.
İstanbul’da ise Yunan uyrukluların ağırlığı göze çarptı. 3 bin 807 Yunan uyruklu, kentte 3 bin 804 emlak satın aldı. Bunun toplam alanı da 509 bin 342 metrekareyi buldu. Yabancılara ait 8 bin 830 gayrimenkulün bulunduğu İstanbul’da, 1699 Alman, 391 İtalyan, 350 İngiliz, 345 KKTC’li, 319 ABD’li, 290 Avusturyalı, 266 Fransız’ın taşınmazı yer alıyor.
Yunanlıların tercihi Bursa
Yunan uyrukluların İstanbul’dan daha fazla Bursa’da gayrimenkulü bulunuyor. Bursa’da 5 bin 241 yabancının satın aldığı 1,5 milyon metrekare taşınmazın 1 milyon 158 bin 940 metrekaresi Yunanlara ait. 4 bin 819 Yunan vatandaşı Bursa’da 4 bin 347 emlak edindi. 239 Alman, 43 KKTC’li, 34 Avusturyalı, 22 ABD’li de bu listenin üst sıralarında yer aldı.
İstanbul Ticaret Odası’nın yayınlarından derlenen bilgiye göre, Türkiye’de konut sahipliği oranı yaklaşık yüzde 65 olmasına rağmen, her yıl 300-350 bin konut üretilmesi gerekiyor. Mevcut konutların yüzde 55’ini izinsiz ve ruhsatsız, yüzde 60’nı yirmi yaşını doldurmuş ve yüzde 40’nı da tadilata ihtiyaç duyulan konutlar oluşturuyor. Bu noktada konutların yenilenmesi ve nitelikli konutlarla değiştirilmesi gerekliliği de konut açığını doğuruyor.
8 yılda 5.5 milyon konut gerekiyor
Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, konut satışlarının büyük ölçüde durduğunu açıkladı. Projelerine finansman akışının aynı şekilde devam edeceğini düşünerek konut üretmeye devam eden birçok müteahhidin zorlanmaya başladığını söyleyen Eren, yakında bankaların kredisini ödeyemeyen müteahhitlerin konutlarına el koyabileceğini ileri sürüyor.
Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren’e göre global krizden etkilenmemiz kaçınılmaz. Finans sektörünün alarmda olduğunu söyleyen Eren, ekonomi yönetiminin de 24 saat alarm durumda olması gerektiğini belirtiyor.
Pamuk ipliğine bağlı, hassas bir ekonomimiz olduğunu ve bu ipliğin bir ucunun da uluslararası fonlara bağlı olduğunu kaydeden Eren, “Dünya ekonomisindeki krizin her tarafı etkileyeceği söylenirken, ekonomi yönetimimizin eskiden olduğundan, daha aktif çalışmasını bekliyorum. Maalesef ben de herkes gibi hükümetin önceliğinin ekonomi, yatırım ve istihdamdan başka sosyal gündemlere kaydığını görüyor ve endişeleniyorum” diyor.
Krizin en fazla etkileyeceği alanın konut sektörü olacağını söyleyen Eren, konut satışlarında çok ciddi bir duraklama olduğunu belirtiyor.
Eren, Ekonomist’in ekonomi ve konut sektörüne ilişkin sorularını şöyle yanıtladı:
- Dünya ekonomisinin durgunluğa gireceği, neredeyse kesinleşti. Bu durum Türkiye ekonomisine nasıl yansır?
Global krizden etkilenmemiz kaçınılmaz. Yansımalar başladı. Şu anda bankaların kredi faiz oranları, artmaya başladı. Bankalardan, geçen yılki kadar kolay yatırım kredisi alamıyoruz. Onlar da uluslararası piyasalardan kolay kredi bulamıyorlar. Bundan 1-2 yıl önce yatırım kredisi almak istediğimizde, yüzde 15 öz sermaye koyabiliyorsanız, proje fizibl ise kredi buluyordunuz. Şimdi bankalarımız öz sermayenin yüzde 40’lara çıkması, riskin büyüğünü yatırımcının alması halinde, krediyi inceleyeceklerini söylemeye başladılar. Finans sektörümüzde bir alarm hali var. Ekonomi yönetiminin de 24 saat alarmla çalışması gereken bir dönemdeyiz.
- Dünya mortgage piyasasındaki olumsuzluklar, sektörü nasıl etkiler?
Bundan iki yıl önce mortgage yasasını çıkarırken beklentimiz, faizlerin gittikçe düşmesi, uluslararası mortgage fonlarının gelerek, yıllık yüzde 3-4 faiz oranlarıyla, kredi kullandıracağı yönündeydi.
Fakat gelinen noktada bu krizin en fazla etkileyeceği alan, konut sektörü olacak. Konut satışlarında çok ciddi bir duraklama var. Konut sektöründe iş yapan meslektaşlarımız, yoğun talep nedeniyle 2004’den bu yana, çok yoğun konut üretiyorlardı. Çarkın finansman akışının da aynı şekilde devam edeceğini düşünerek, çok büyük paketler inşa etmeye başladılar. Fakat şimdi satış durdu.
- Bankalar açısından nasıl bir etki yaratabilir bu süreç?
Bu krizin bir etkisi de bankaların kredisini ödeyemeyenlerin konutlarına el koymaları olabilir. Bankalar, konut sahibi olunca ikinci el piyasası oluşur; bankalar toplu konut satmaya başlayabilirler. En önemli avantajımız, konut kredilerinin toplam mevduattaki payının henüz çok az olması. Bu oran, toplam kredi paketinde yüzde 4’lerle ifade ediliyor. Bu kriz mortgage yasasının uygulamaya geçmesini önledi.
- Tam olarak durgunluk ne zaman başladı?
2006 baharından itibaren satışlar yavaşlamaya başladı. Geçen yıl, 2006’ya oranla satışlar yarı yarıya azaldı. Büyüme yüzde 22’den yüzde 11’e düştü. Şimdi de konut sektöründe iş yapan meslektaşlarımızdan duyduğumuza göre satışlarda büyük duraklama var. Konut fiyatları biraz şişmişti, bazı müteahhitler fiyatları indirmeye, bir bölümü de vatandaşlara bankaların veremeyeceği krediler vermeye başladı. Bunlar, sıfır faizle vadeli satışa yöneliyorlar. İnşaat sektöründe, konutun payı yüzde 60 civarında etkili; bu büyüme küçüldüğünde, hemen durgunluk olur. Kamu yatırımlarıyla ilgili zaten son yıllarda büyüme yok.
- Sektör son yıllarda büyük altyapı yatırımlarından çok konut sektörüne kaydı. Bununla ilgili değerlendirmenizi alabilir miyiz?
Sektör, 1993-2003 arasında çok ciddi bir duraklama dönemi yaşadı. Hem kamuda büyüme olmadı, hem de konut sektörü hemen hemen durmuştu. Sektörde bu dönemde yüzde 24 küçülme oldu. Aynı sürede ekonomi GSMH bazında yüzde 22.7 büyümüş. Bu inşaat sektörünün yüzde 46 oranında küçülmesi anlamına geliyor. 2003’de başladık, sonraki üç yılda yüksek büyüme rakamları yakaladık ama hala 1993 seviyesine gelmiş değiliz. Türkiye gibi nüfus artışı ve iç göç olgusu çok fazla olan bir ülkede, işsizlik sorununa çare bulmak için bırakınız küçülmeyi, yüzde 8’den daha az oranlarda, büyüme şansımız yok.
- Hükümetin, ‘bize bir şey olmaz’ tavrını nasıl karşılıyorsunuz?
Türkiye’de ‘bir şey’ bir gecede oluyor. Geçmişte bunları birkaç defa yaşadık. Pamuk ipliğine bağlı, hassas bir ekonomiyiz ve bu ipliğin bir ucu da uluslararası fonlara bağlı. ‘Türkiye’de ekonomimiz çok sağlam, bize bir şey olmaz’ demek mümkün değil. Dünya ekonomi piyasasındaki krizin her tarafı etkileyeceği söylenirken, ekonomi yönetimimizin eskiden olduğundan daha aktif çalışmalarını bekliyorum. Maalesef ben de herkes gibi hükümetin önceliğinin ekonomi, yatırım ve istihdamdan, başka sosyal gündemlere kaydığını görüyor ve endişeleniyorum.
- Sektörün 2008 için büyüme beklentisi nedir?
Ekonominin şu andaki haliyle, inşaat sektörü yüzde 8-10 arasında bir büyüme rakamına ulaşır. Genel ekonominin iki misli kadar büyüyoruz çünkü biz hala daha ekonominin lokomotifiyiz. Bu yıl, yurt içinde büyüme beklemiyoruz ama bazı ulaştırma projeleriyle ilgili ümitlerimiz var. Şu anda sektörün en önemli bakanlığı, ulaştırma oldu. Karayollarında yap-işlet-devret (YİD) projeleri gündeme gelecek, bunlar bir ivme getirebilir. Yurt dışında da özellikle petrol geliri olan ülkelerde, olağanüstü bir yatırım bütçesi var. Sadece yurt dışında geçen yıl yaptığımız işlerin hacmi, 20 milyar dolar. Bu yılki hedefimiz, 25 milyar dolar.
“Müteahhitlikle hiç ilgisi olmayanlar konutçu oldu”
Son beş yılda müteahhit profilinde oluşan değişimi Eren şöyle anlatıyor:
“Her iktidar değişiminde, yeni kamu müteahhitleri doğar. 80’lerden 2002’lere kadar çoğunlukla birbirinin benzeri partiler iktidar oldular. İş çevresi çok büyük bir değişime uğramadı. 2002’de ise oluşmuş sermaye ve müessese yapısının kendilerinden olmadığını düşünen bir kadro işbaşına geldi. Onların olabilme şansı yoktu çünkü onlar yoktu. Birilerinin bana 2001’de sen AKP’li miydin’ diye sorma şansı yok.
Farklı bir sermaye yapısının güçlenmekte olduğu bir dönem yaşanıyor. Müesseseleşmiş, özgeçmişi kuvvetli, yaptığı işin sorumluluğunu taşıyacak şirketlerin değil, dünden bugüne yeni müteahhit olmaya çalışan şirketlerin, inşaat sektörüne hakim oldukları bir dönemden geçiyoruz.
Kira zammının enflasyon oranıyla bağlantılı olması yargıya takıldı. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, kira zammının enflasyon oranı ile sınırlı tutulması kuralının 'mutlak' olmadığına, taraflar serbest iradeleriyle farklı oranda bir sözleşme yaptılarsa, kontrattaki oranın geçerli olacağına karar verdi. KONTRATTAKİ ORANA DİKKAT! Bunun anlamı, evsahibiyle bir zam oranında anlaşarak kontrat yapan kiracı, sözleşmenin feshi için herhangi bir yasal yola başvurmamışsa o oranı kabul eder. Özellikle kiracılar, ev tutarken yapılan kontratlarda yazan orana dikkat edin. Aksi halde ummadığınız sıkıntılarla karşılaşabilirsiniz. KONTRAT YAKABİLİR! Yargıtay, kira artışının enflasyon oranı ile sınırlı tutulmasının mutlak olmadığına karar verdi Karara göre; anlaşmazlık mahkemeye taşınmadığı sürece kontrattaki hüküm geçerli olacak. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, özellikle eski kiracılar açısından, kira artışının enflasyon oranı ile sınırlı tutulması kuralının mutlak olmadığına, taraflar serbest iradeleriyle farklı oranda bir sözleşme yaptılar ise kontrattaki oranın geçerli olacağına karar verdi. EMSAL DAVA "Kira artışı enflasyondan fazla olamaz" kuralının her durumda geçerli olmadığını ortaya koyan dava süreci, Manisa'da başladı. Bir kiracı, 1999'da kira artışının yüzde 50 olarak belirtildiği bir kontrat yaptı. 2006'da kiracı ile ev sahibi arasında sorunlar başladı. Ev sahibi kiranın yüzde 50'lik artışlarla 240 YTL, kiracı ise yüzde 10'luk artışla 110 YTL olduğunu savunuyordu. Kiracı 2006'nın ekim, kasım ve aralık ayları kirasını 110 YTL olarak yatırdı. Ev sahibi kabul etmedi ve bu aylar için toplam 720 YTL'lik 'alacak' davası açtı. Dava sırasında ev sahibi, kontratın geçerli olduğunu savundu. Kiracı ise 2006'ya kadar kiranın düzenli olarak yüzde 50 artırılmadığını, enflasyonun yüzde 10 civarında olduğunu, kontrattaki oranın geçerli olmadığını öne sürdü. 'KİRACI HAKSIZ' Yerel mahkeme kiracıyı haklı buldu. Dosya, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'ne geldi. İncelemede, kiracının kontrattaki yüzde 50'lik artışı geçersiz kılacak bir yasal yola başvurmadığı belirlendi. Daire bu yüzden kontratın geçerli olduğuna karar verdi. Kararda, "Serbest irade ile kararlaştırılan yüzde 50 artış koşulunun daha önce uygulanmamış olması bu koşulu geçersiz kılmaz. Eski kira 100 YTL olduğuna göre aylık kira 150 YTL olarak kabul edilmeli" denildi.
Kira zammının enflasyon oranıyla bağlantılı olması yargıya takıldı. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, kira zammının enflasyon oranı ile sınırlı tutulması kuralının 'mutlak' olmadığına, taraflar serbest iradeleriyle farklı oranda bir sözleşme yaptılarsa, kontrattaki oranın geçerli olacağına karar verdi.
KONTRATTAKİ ORANA DİKKAT!
Bunun anlamı, evsahibiyle bir zam oranında anlaşarak kontrat yapan kiracı, sözleşmenin feshi için herhangi bir yasal yola başvurmamışsa o oranı kabul eder. Özellikle kiracılar, ev tutarken yapılan kontratlarda yazan orana dikkat edin. Aksi halde ummadığınız sıkıntılarla karşılaşabilirsiniz.
KONTRAT YAKABİLİR!
Yargıtay, kira artışının enflasyon oranı ile sınırlı tutulmasının mutlak olmadığına karar verdi Karara göre; anlaşmazlık mahkemeye taşınmadığı sürece kontrattaki hüküm geçerli olacak.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, özellikle eski kiracılar açısından, kira artışının enflasyon oranı ile sınırlı tutulması kuralının mutlak olmadığına, taraflar serbest iradeleriyle farklı oranda bir sözleşme yaptılar ise kontrattaki oranın geçerli olacağına karar verdi.
EMSAL DAVA
"Kira artışı enflasyondan fazla olamaz" kuralının her durumda geçerli olmadığını ortaya koyan dava süreci, Manisa'da başladı. Bir kiracı, 1999'da kira artışının yüzde 50 olarak belirtildiği bir kontrat yaptı. 2006'da kiracı ile ev sahibi arasında sorunlar başladı. Ev sahibi kiranın yüzde 50'lik artışlarla 240 YTL, kiracı ise yüzde 10'luk artışla 110 YTL olduğunu savunuyordu.
Kiracı 2006'nın ekim, kasım ve aralık ayları kirasını 110 YTL olarak yatırdı. Ev sahibi kabul etmedi ve bu aylar için toplam 720 YTL'lik 'alacak' davası açtı. Dava sırasında ev sahibi, kontratın geçerli olduğunu savundu. Kiracı ise 2006'ya kadar kiranın düzenli olarak yüzde 50 artırılmadığını, enflasyonun yüzde 10 civarında olduğunu, kontrattaki oranın geçerli olmadığını öne sürdü.
'KİRACI HAKSIZ'
Yerel mahkeme kiracıyı haklı buldu. Dosya, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'ne geldi. İncelemede, kiracının kontrattaki yüzde 50'lik artışı geçersiz kılacak bir yasal yola başvurmadığı belirlendi. Daire bu yüzden kontratın geçerli olduğuna karar verdi. Kararda, "Serbest irade ile kararlaştırılan yüzde 50 artış koşulunun daha önce uygulanmamış olması bu koşulu geçersiz kılmaz. Eski kira 100 YTL olduğuna göre aylık kira 150 YTL olarak kabul edilmeli" denildi.
Kaynak: Takvim